"Herkes" ve "Hiç Kimse"
Sabah işe giderken neyi düşündüm biliyor musunuz?
“herkes” ve “hiç kimse”yi..
Hemen her gün içinde kullanılan bu sözcüklerin kimi temsil ettiğini, gerçekten bir “herkes” olup olmadığı ve bir “hiç kimse”nin var olup olmadığı..
Çünkü ne zaman birini sürüden ayırmak istesek, birini özel tutmak istesek hemen cebimizdeki en acil buton olan bu iki sözcüğe sarılıyoruz:
“herkes” ve “hiç kimse” ye..
“herkes sever ama ben senin için ölürüm.”
“sen de herkes gibi yalancısın.”
“hiç kimseyi senin kadar sevmedim”
“sen önce hiç kimse olmadı”
“şimdi sen de herkes gibisin”
“hiç kimse bana böyle kötü davranmamıştı.” gibi..
“Herkes” gözümde çıplak bir sürü insan gibi geldi yolda işe giderken, düzenli normal diye tabir edilen bir insanın tüm fiziksek ve psikolojik özelliklerini taşıyan biri gibiydi.
Normal boyda normal kiloda normal bir hayatı, ailesi, ödediği düzenli faturaları, haftasonu ailesiyle AVM’lerde dolaşan, Pazar günleri gömlekleri ütülenen, Pazartesi söylenerek işe giden bir insandı gözümde.
Herkesti çünkü o herkes olduğu için saygı görürdü sevilirdi.
Herkes olduğu için de daha kabul edilebilirdi.
Ama cansızdı, renksizdi, heyecandan uzaktı..
Heyecandan uzakta olduğu için herkesti ve bu yüzden hem ulaşılması gereken fiziki ve psikolojik bir kriterdi hem de aynı zamanda benzenilmemesi gereken heyecansız bir fenomen..
Hiç kimsenin durumu belki de daha hazindi.
Bir duvar dibinde oturmuş siyah bir gölge ya da mahşer gibi kalabalığın ortasında insanların aralarından geçip gittikleri donuk bir simge misali bir insandı..
Yüzü yalnızlığın gölgesinden görülemeyen, görülse bile fark edilmeyecek derecede önemsiz her gün geçilen caddelerdeki 50 yıllık dükkan tabelaları gibiydi onun ruhunun insanlara yansıyışı..
O kadar uzak, o kadar kopuk, o kadar gizemli ve nir o kadar da sönük..
Tüm bunları düşünürken adımlarım beni de “herkes” olacağım bir dev binanın önüne taşımıştı işte.
Ve sorular hala beynimde çınlıyordu:
Bu herkes kim? Bizim başkasını özel tutmak için zihnimizde tasarladığımız standart bir insan topluluğu mu?
Gerçekten hiç olan bir kimse var mı?
Herkes ve hiç kimse diyerek acaba sıradan olan kendimizi ve hayatımızı standardın uzağında mı tutmaya çalışıyoruz?
Kendimizi özel hissetmek için mi bu iki sözcükler her daim dudağımızın ucunda?
Bilemedim.
Yürüdüm içeri girdim ve herkesin her sabah yaptığı gibi içim gülümseyerek herkese “Günaydın” dedim.
Herkesin içinde hiç kimse olduğumu hissetmeme rağmen..
GA
07.10.2011
Okuma Esnasında Tavsiye Edilen Şarkı: Teoman- En Güzel Hikayem.

Uzaktan bakarsan biraz; adaşım…
herkes, aslında hiç kimse…
ben bu akşam keşfetmeye değer bişi buldum…bu yazıdan inanılmaz keyif aldım…hani hep düşünüp de başka biri düşündüğümüz şeyi söölediğinde hissettiğimiz daha doorusu benim hissettiğim şeyi hissettim…”neseki yalnız değilmişim”duygusunu…bi mutluluk kapladı içimi ki sormayın gitsin…en sevdiğim kısım son kısım oldu…
Yürüdüm içeri girdim ve herkesin her sabah yaptığı gibi içim gülümseyerek herkese “Günaydın” dedim.
Herkesin içinde hiç kimse olduğumu hissetmeme rağmen..
ama burda bence bi hata var
ben herkesin içinin gülümseyerek günaydın dediğine inanmıyorum…bunu yapan nadir insanlardansınız emin olun…
bu yorumu şimdi görüyorum. zaman ayırıp bunları yazdığınız için teşekkür ederim öncellikle..
Elimden geldiği kadar yalın hayatlara, içinde muhakkak özel fakat dışardan yalın hayatlara herkesin anlayacağı bir dil getirmeye çalışıyorum. Bu ifade biçiminde kendinizi bulduysanız, bu yazının sahibine sadece onur verir.
Çok teşekkür ederim..