Hırka

Benim bu duyguya rastlamam çok erken yaşlarıma rastlar.
Buzdolabının tam takır olduğu bir evin uzun holünde, bedenimde soğuğu duyduğumda ilk anlamıştım bu duygunun ne demek olduğunu. Doğalgaz pahalıydı ve evi ısıtacak bir insan topluluğu yoktu.
Bomboş bir evin uzun holünün bittiği yerde, mükemmel bir fotoğraf kadrajında, holün iki yanının işaret ettiği noktanın tam ortasında kederli bir şekilde sigara içiyordu annem.
O bomboş evde, o hol kadrajının annemle birleştiği noktada ilk hissetmiştim bir daha hiçbir zaman geçmeyecek o duyguyu.
Yirmi yıl sonra bir acil serviste, refakatçi olduğumuz odanın karşısında yaşamıştık yine o duyguyu. Refakatçimiz hissetmiş miydi bilinmez ama ben ve amcam hissetmiştik.
Refakatçi olduğumuz odanın tam karşısında sırtı çıplak yan yatmış bir adamın, çıplak sırtının hemen arkasında kışlık kıyafetleriyle yatan bir kadın vardı karşımızda.
Geçmiş olsun dedik.
Hastanın durumunu sorduk.
“Kocam yeni ameliyat oldu,” dedi kadın. “Bir ay böyle yatması gerekiyormuş. Ben de üşümesin diye arkasına yatıyorum.”
İki kere geçmiş olsun dedim ben.
Biri ona.
Biri kendime.
Sonra amcamla hızlıca sigara içmeye çıktık.
Refakatçi olduğumuz odada yatan insan serumların ve ilaçların etkisiyle baygındı. Eşi yanında değildi. Uyuyordu.
İşte tam orada vurmuştu yine kalbime o holdeki soğuk evin soğuğu.
Hem kendim için.
Hem odasında bıraktığım babam için.
Hem de hayatım boyunca hiç kimsenin arkasına böyle yatmamış olduğunu düşünerek.
Belki de amcam için.
Bu duyguyu sonraları çok yaşamışımdır.
Yanımdaki insanlar göçüp gittiğinde.
Ev karanlık kaldığında.
Telefonlar sustuğunda.
Erkenden göçüp giden arkadaşlarımın fotoğraflarına bakıp tek başıma ağladığımda.
Tepemden füzeler geçerken, o an benim için endişelenen kimsenin olmadığını fark ettiğimde.
Bana bir şey olsa, bunu ertesi gün fark edecek insan sayısının ne kadar az olduğunu düşündüğümde.
Haftalarca evimde sessizce yaşayıp da kimsenin hayatta olup olmadığımı merak etmediğini fark ettiğimde yaşamışımdır.
Belki herkes bir gün bu duyguyla karşılaşır.
Belki farklı şekillerde.
Ama insan o soğukluğu bir kere tanıyınca artık unutamaz.
Yıllar geçtikçe şunu anlıyor insan:
Aslında özlediği şey sıcak bir ev değil.
O en çaresiz anlarda sırtına bırakılmış ucuz bir hırkanın verdiği güven hissi.
Ve o hırkayı bırakacak birinin varlığı.
GA,
Dubai, 31.05.2026