BIN YILIN VIRUSU

Bu virusle karsilasmam okul oncesi donemime rastlar. Babam turuncu minderlerle kapli ahsap bir kanepe uzerinde hayati ve onun cervecesini belki kendisinin bile farketmedigi bir sekilde zihnime cizerken ilk kez bahsediyordu bana bu virusun varligindan. Cocuk zihnim, hayati daha kavramamis dimagim, bunun bir virus oldugunu o zaman farketmiyordu ama yine de varligindan haberdar oluyordu boyle bir illetin varligindan.  Viruse yakalandigimi o zaman anlamistim babamin sakince annemin soydugu meyveleri televizyon karsisinda yedigi bir pazartesi mesaisine hazirlanan yeni yikanmis camasirlarin kokunusunun sindigi evimizin mutevazi salonunda.

Bu virus oyle sinsi, oyle inatci bir virustu ki dogumunuzdan olum aniniza kadar, hatta oldukten sonra bile etkisini gosterebiliyordu.   Isin pozitif tarafindan bakarsaniz ekstrem vakalar haricinde virus dogrudan kimseyi oldurmuyordu, ama tum bir omrunuz boyunca sizi hemen her kosulda, her ortamda, hayatin her safhasinda bir sekilde kisitliyor ve aci cektiriyordu.  Bu virusten Covid-19 gibi yakalanip 20-25 gunde olmek gibi bir kurtulusunuz da yoktu. Sizi avucunun icine aliyor, olanca gucuyle sikistiriyor, bazen varligini hic belli etmese de cogu zaman hayat yolculugunuz icinde “ben buradayim benden kurtulamazsin” diyordu.   Ne asisi vardi, ne tip veya alternatif tipla bir tedavisi. Ustelik bu virusun varligini hukumetler bilse bile kokunu kurutmak yerine bu virusun bir sekilde varolmasi islerine geliyordu mevcut duzeninin devami icin.

Olumculluk acisindan gorece dusuk risk barindiran bu virusun bulasma sekli de son derece basitti. Virus sadece enfekte ailelerden dogum yoluyla bulasiyor, bulastigi aileden yakin aile cevresine oradan da tum topluma ve dunyaya hizla yayiliyordu.   Virus direkt olarak bas agrisi, ates, kusma, kas agrisi gibi fiziksel semptomlar gostermediginden cogu insan yillar boyu bu virusu tasimasina bu virusle yasamasina ragmen herhangi bir sekilde enfekte oldugunu dusunmuyordu.   Virusun en buyuk ozelligi yasam boyunca sizin ozgurlugunuzu kisitlmasi, yapmak istediklerinizi yapacak kararlari verememenizi saglamasi, surekli bir mutsuzluk nedeni cikararak sagliginizi bozmasi ve kuracaginiz iliskilerde bir ciban basi gibi durmasiyla varligini gosteriyordu. Enfekte oldugunu bilmeyenler bu tip durumlarda bunu hayatin getirdigi zorluklara, dis kosullara, spirutuel guclere, kendi veya karsisindaki kiside olan kisilik sorunlarina bagliyor ama enfekte oldugunu asla sorgulamiyor veya sorgulayamiyordu.

Babamla yaptigimiz ve hayal meyal hatirladigim dialogdan tam yirmi dort yil sonra , bu yazinin konusu virusle enfekte oldugumu bana hayatim boyunca unutmayacagim bir sekilde soyleyen bu okudugunuz yazinin editorlugunu de yapan bir kadin oldu. Beraberligimiz onundeki en buyuk engellerden birinin bu virus oldugunu soyleyen annesi, yillar sonra benim evime hat sanatiyla yazdirip asmak isteyecegim ama o gunun sartlarinda cok asiri tepki gosterip hatta hakarete varan sozler soyledigim su veciz sozu soyledi bir aksam:

“ Para mutluluk getirmeyebilir, ama parasizlik mutlaka bir mutsuzluk nedeni yaratir”

Iste yillar boyu milyarlarca insani enfekte eden, hayat kalitemizden benligimize aldigimiz kararlardan gelecegimize sagligimizdan mutlulugumuza hemen herseyi kisitlayan virus buydu: fakirlik, ya  da bu yazida kullanmak istedigim daha dogru tabiriyle, garibanlik.

Yazdigim yaziyi sabir edip buraya kadar okuyan okuyucularimdan bazilari suan kazaniyor olduklari gorece yuksek maasi/geliri gerekce gosterek enfekte olmadiklarini ya da gariban olmadiklarini iddia ediyor olabilirler.  Bu benim de cevremde siklikla gozlemledigim buyuk bir yanilsamadan baska birsey degildir. Cunku yuksek gelir ozgurluk icin gerekli servete donusmemis oldugu durumda, icinde gelecek ile belirsizlikleri de iceren bir akim degiskenini ifade eder.  Yani daha sade bir tabirle, suanki yuksek gelir ancak suan veya kisa donem icin bir ozgurluk ifade ederken, size ve alienize omrunuz boyunca yetecek bir servet icinde bulundugunuz andan olene kadar size bir ozgurluk alani yaratir.   Geliriniz suan icin size ve alienize yetiyor olabilir, ancak olumunuze kadar yetecek bir servetiniz yoksa, gelir icinde belirsiz tasidigindan oturu size garibanlikla enfekte ederek onceki paragraflarda anlatmaya calistigim sorunlari yasamaniza neden olur.   Halbuki servet bir stok degiskenidir ve yanlis kullanilmadigi durumlarda size alienize hayatinizin sonuna kadar yetecek bir ozgurluk ortami saglar.   Ona dayanarak planlar yapabilirsiniz, ona dayanarak borclanabilirsiniz, ona dayanarak calismak istediginiz isi secebilirsiniz, ona dayanarak daha kaliteli bir hayat, daha mutlu bir evlilik daha mutlu bir iliski icin dogru baslangiclar yapabilirsiniz.  Oysa ki gelir size bunu saglayamaz, cunku gelir suan icin olan bir akim degiskenidir ve gelecekteki nakit akisi hakkinda bir garanti saglamaz. Servetin olmadigi durumlarda yuksek gelir ancak onu savunma durtusu yaratir ki, bu da sizi bir cok yonden kusatarak olmak istediginiz insan gibi degil de geliri saglamanizi saglayan kisi ve kurumlara karsi kolelestirir.

Servet, o kadar buyuk bir guctur ki, yeryuzundeki parayla satin alabileceginiz hemen herseyi servetiniz olcusunde satin almanizi saglar. Ama daha onemli olarak size guc ve ozguven verir. Onun sagladigi guc ile hayallerinizi gerceklestirmeye odaklanabilirsiniz, onun sagladigi gucle maddi kaygilardan kurtularak karakterinize uygun bir es ararsiniz.  Evlenince ilk yil evlere kapanmazsiniz, on yillik konut kredisi taksidini odemek icin beraberliginizin en mukemmel anlari olan ilk yillarinizi feda etmezsiniz, is yerinde size mobbingin her turlusunu uygulayan patronlariniza katlanmazsiniz, cocugum ne olacak diye dusunup kendinizi hasta etmezmisiniz, hastalandiginizda o an ki teknolojinin verdigi imkanlar neyse onlarla tedavi edilirsiniz, yaslaninca bakilirsiniz ve oldugunuzde nereye gomulmek istediyseniz oraya gomulursunuz.

Saniyorum bizim kusagimiza yillar yili garibanligin ovunulecek bir sey oldugu yillarca Yesilcam filmleri kanaliyla pompalanmistir.  Garibanlarin surekli kazandigi ve iyi oldugu, zenginlerin ise kotu gosterildigi filmler cogunlugu asgari ucretle yasayan bir toplumun gazini almaktan baska bisey degildir.  “Sen mi buyuksun ben mi, ben yasar usta” denildigi sahnede ezilen yiginlarin duygulari somurulmus, , garibanliktan ezilmis gazi alinarak enfekte yiginlara sinema perdesinden zihinsel masturbasyon yaptirilmistir.   Bu anlayisin bir yansimasiyla kuruldugu gunden bu yana garibanlik ve bozuk gelir dagilimiyla kivranan halkin mevcut uretim artigindan payini almasini icin baskaldiran Turk halki, “sosyal uyanisin ekonomik kalkinmayi astigi”gerekce gosterilerek en buyuk dayagini sanli Turk ordusunun komuta kademesi ve onun solu ezmeye kendini azmettigi Erim hukumeti zamaninda yemistir.

Garibanlik toplumlari bu dunyada gerceklestirmedikleri ve yasamak istedigi hayati baska dunyalarda aramaya iter. Bu da onlarin spirituel seylere daha cok sarilmasina, daha dindar daha muhafazakar olmasina yol acar.  Yasadigi evin cok degil belki on on bes  kilometre uzagindaki bir villanin havuzunda her gun farkli milletten bir cok farkli kadini cirilciplak yuzdurup, bunlardan istedigiyle yatan bir adamin varligini bilmesine ragmen gunde on dort saat calisarak ancak karnini doyuran bir adama saldirmaz ve inandigina ibadetle obur dunyada boyle bir hayat surmek icin ibadet eder.  Oyle ya yeteri kadar ibadet ederse, hurilerle cennette istedigi gibi yasayacak istedigini yiyip icebilecektir.  Biri servetiyle garibanin olduguna inandigi obur dunyadaki hurilerle hayatini bu dunyada yasarken, gariban hurilerle yasayacagi varligi bilinmez o hayati dusunerek her gun inandigi yaraticisina ibadet eder.

Garibanlik kisinin kendisine ve ailesine zararli oldugu gibi bunlarin butunu olan toplum icin de en zararli virustur.  Gariban toplumlar ve bu toplumlarin kurdugu devletler, tarih boyunca ekonomisi guclu devletler ve sirketler tarafindan somurulmeye, haklari gasp edilmeye mahkumlardir.  Hukuk, tarih ve bunlarin olusturdugu duzen pek az istinasiyla cogunlukla zengin devletlerin ve onlarin cikarlarini korumak amaciyla orgutlenir.   Ornegin mevcut duzen Filistin’de yapilan insan haklari ihlalerine ve devlet eliyle islenen cinayetlere ses cikarmazken, Kuveyt’in bir baska devlet tarafindan isgali karsinda birleserek o isgali defetme konusunda harekete gecer. Etnik kokenleri ve dini inanclari hemen hemen ayni olan iki toplumun dunya kamuoyu, mevcut duzen cercevesinde farkli iki muamele gormesi sahip olduklari zengin kaynaklari ile cikar catismasina girdikleri devletlerin gariban olup olmasina gore degismektedir.  Afrika’da insanlar aclik ve sussuzluktan olurken bu mevcut duzeninin ilgisini cekmez ama AB’de kendi ciftcisini korumak amaciyla verilen subvansiyonlar nedeniyle olusan sut gollerinden kimse soz etmez. Cunku tarihi de yazan, politik gundemi de belirleyen ve neyin nasil algilanmasini belirleyen gariban olmayanlar belirler.

(…)

Bu virusle karsilasmam okul oncesine rastlar. Babam turuncu minderlerle kapli ahsap bir kanepe uzerinde hayati ve onun cervecesini belki kendisinin bile farketmedigi bir sekilde zihnime cizerken, bu virusu bir gun yenecegime dair yari cocuk aklimla kendime yemin etmistim, hala da aklima geldikce ediyorum.

Ama Covid-19 asilari bulunur mu bulunmaz tartismalari surerken bana gore Covid-19’dan daha tehlikeli, daha sinsi, daha beter bu virus icin insanlik neden birseyler yapmaya calismaz bilmiyorum, bilemiyorum…

GA,

Dubai,

Temmuz–Ekim 2020.

One thought on “BIN YILIN VIRUSU

Bir Cevap Yazın