Donecek eviniz olmadIgInda…

Ev dediginiz nedir sizce? Basinizi soktugunuz uzerinde dami olan dort duvar mi sadece? Bence degil, bir evi ev yapan sey sizin o ev diye tanimladiginiz yerde olan huzurunuzdur, orada mutlusunuzdur, guvendesinizdir, kendinizsinizdir.   Ruhunuz cizgili pijamalarini giyer orada. Protokoller yoktur, takim elbiseler yoktur, yalamalik, yavsaklik, entrika yoktur.  Eviniz hissettiginiz yerde guvendesinizdir, mutlusunuzdur, kendinizsinizdir.

Bizim hayatimizdan ev hayallerimizi caldi onlar…

Tam 2 bucuk senedir mental hastaliklarin her turlusuyle basim dertte bir sekilde ugrasiyorum. Yaygin anksiyete bozuklugu, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk,  ve bu listeye en son eklenen major depresif bozukluk ile mucadele ediyorum. Bu oyle bir hal ki, benim hayatimda bir bes dakika gevsemeye yer olmuyor cogu zaman, cogu sabah saat 05:30- 06:00 civari son derece uzgun ve panik halinda uyaniyorum. Ise baslayacagim saat 08:30 a kadar olan iki bucuk uc saatlik sure benim panik halimden kurtulmam icin kendimi rahatlabilmek icin meditasyon nefes egzersizleri yapmakla, evin etrafinda volta atmakla, gunluk olumsuz dusuncelerimi yazip carpitilmis dusunceleri bulup yerine olumlu dusunceleri yazmakla, beyne rahatlatici dalgalar gonderen manasiz sacma sapan “va va va” diye cinlayan sakinlestirici muzikleri dinlemekle geciyor.  Gorsel iluzyonlar yaratiyorum, kendimi mutlu oldugum ortamda hayal ederek rahatlamaya gevsemeye, ayaklarimdan kollarima uzanan uyusuklugu, ayaklarimdaki soguklugu gidermeye calisiyorum. Nefesim tikaniyor bazen, bazen de hakim olamiyorum gozyaslarima caresizligimdeki ve kendimi imrenir buluyorum bir saat rahat bir sekilde istedigi seyleri yapabilen insanlara.  Normal bir insan icin iki saat bir filmi izleyip gevsemek bir keyif iken benim icin eziyettir, bir filmi on bes dakikada bir ara vererek ve kendimi gevseterek izleyebiliyorum. Bulasiklari dizmek, sakalimi tras etmek, bir kitabi okumak ve eskisi gibi oturup biseyler yazmak ya bunun gibi ilaclarla veya kendi basima bir sekilde sagladigim sakinligimde oldugunda mumkun oluyor ya da cogu zaman oldugu gibi hic bir zaman olmuyor.

Bu iki bucuk yildir suren ve halen de devam eden tedavi surecinde tum bu hastaliklari yasamami saglayan sureclerin icinden bir cok farkli doktor ve terapist ile gectim, geciyorum. O kadar yorucu bir sey ki tekrar tekrar en basindan sizi en  cok yaralamis seylerin icinden bir cok farkli doktor ile tekrar yenibastan gecmek. Yeni bastan terkedilmek, yeni bastan ulkenden kacmak, yeni bastan caresiz anlarini yasamak, yeni bastan en yakin arkadasini ve babani kaybetmek ve her seans sonrasinda bos bir cuval gibi tek basina odanin bir yerine cokmek. Bu oyle bir durum ki asla olmuyorsun, ama her an olecekmissin gibi yasiyorsun. Dusmanima bile bu durumu istemem oyle aci ve oyle zorlayici bir hal insan icin.

Calismadigim gunlerde sakinlesebilmek icin alkolu denedim bir sure. Ama gelin gorun ki bu da soruna sadece icinde bulundugunuz an icin olumlu bir yanit verse de ertesi gun yogun alkolun getirdigi bu sefer depresyon ve anksiyete nobeteleriyle bogusuyorsunuz. Daha da kotusu sakinlestiriciler gibi alkolun dozunu da surekli artirmaniz gerekiyor ki, o sakinlik seviyesini yakalayin. Bu yolun bir adim otesi uyusturucu, madde bagimligimligi ve de bu cikmazdan gelen bir olum.   Yani bu da cozum degil hic bir sekilde.

Tum bu cozum yollarini denerken, terapistlere psikatrlara ic dunyami acarken, insanlar beni deli diye tanimlarken, panigin dorugunda bes dakika sakinlesmek icin kendimi inandigim yaraticiya yalvarirken bulurken aklima takilan bir soru oldu: Peki, bu psikolojik sorunlara yer acan travmatik olaylar gecmiste cok uzun zaman once yasanmis seyler olduguna gore, neden simdi bunlarin yansimalarini yasiyorum? Neden tum bunlar gorece daha guvenli, daha rahat, daha az kaygili olmam gereken bir ortamda ardi ardina basima geliyor? Oyle ya kactigim ulkemden uzaktayim, isteyerek geldigim bir ulkede istedigim gibi yasiyorum.   Kimseye karsi hic bir sorumlulugum olmadigi gibi, tek yapmam gereken benden istenen isleri zamaninda yapip bitirmek hepsi bu! Buna bir cevap gecmiste yasadigim seylerin belli yastan sonra ortaya cikmasi olabilirdi ama bunlarin cok uzun yillar once oldugu ve benim 33 senemi kendi ulkemde gecirdigim goz onune alindiginda bunun orada cikmasi  gerekirdi ama olmadi. Dolayisiyla bu secenek aklima pek yatkin gelmiyor..

Panigin dorugunda kivranip, solugumun tikandigi, gozyaslari ve hickiriklarla agladigim bir aksamda agzimdan istemsizce dokuldugunu duydum su sozcuklerin:

“Bizim hayatimizdan ev hayallerimizi caldi onlar…”

Sebep iste buydu.  Benim gibi obek obek bir suru insan terketti Turkiye’yi son 10 yil icinde, kimileri gittigi yerde tutundu orada sosyal cevre olusturdu kimileri de benim gibi tutunmaya calisti ama yapamadi.  Birinci grup icin cok fazla sorun olmadi, oradaki sosyal aglariyla kendilerine kucuk birer vatan yarattilar, esleriyle, cocuklariyla, aileleriyle, arkadaslariyla bir gurbet icinde bir vatan yarattilar ve daha ozgur daha uzak bir ortamda daha mutlu hissettiler kendilerini.  Benim grubumda olan insanlar ise, bulundugu yerde bir sekilde kok salmaya calisti, koklerini attigi seyler kurudu ya da her neyse orada kok salmayi basaramadi.  Onlar ne bulunduklari yere ait oldu, ne ayrildigi yere ozlem duydu. Ikisinin ortasinda bir yerde kaldi ve ne kalamamak ne donememek yasam kurulan en onemli seyin “ev”dusuncesinin kaybolmasina yol acti.  Bu guvensizlik, bu tedirginlik, bu belirsizlik yilan gibi soku verdi ruhumuzu. Zehirlendi ruhumuz.  Uzerine yasam kurdugumuz isimiz, evimiz hayatimiz muthis bir guvensizlik zemininde insa edilmisti, sallanmaya basladi ruhumumuz.

Donersin Turkiye’ye ulkene ne var? Tabiki donersin, Turkiye’ye donme isi bir ucak bileti ve dort saatlik bir yolculuk mesafesinde olan bir karar sadece. Araftakiler icin sorun donme degil, dondukten sonrasi bence. Digerlerini bilmem ama benim donmemde kafami kurcalayan esas sorun yine kok salacak bir yerin guvenli bir yerin kalmamasi oldu Turkiye’de.  Ben dogdugumdan Turkiye’den ayrildigim Yilin iki yil oncesine kadar aklimdan hic bir zaman ulkemden ayrilmak gelmedi. Cunku ailem oradaydi, cunku asik oldugum kadinlar oradaydi, cunku arkadaslarim oradaydi ustune ustluk bir de zaten ucak korkum vardi ki tamam diyordum kader benim burada kalmami istiyor.

33 sene kaldigim Turkiye’de kok salmak icin, oraya ait olmak icin elimden gelen herseyi denedim. Iyi bir ogrenci, iyi bir vatandas, iyi bir calisan ve iyi bir insan olmaya calistim. Ama basarili olamadim. Turkiye’de Kemalistseniz, Kurtseniz, milliyetci ya da daha iyisi muslumansaniz sirtiniz yere gelmez, sizin sosyal aglariniz vardir onlar sizi yanliz birakmazlar. Is de bulursunuz, es de bulursunuz, sosyal destek de bulursunuz. Ama siz bir dinin, bir elestirilmez liderin ya da hepsini gectim bir yaratilmis sorgulanamaz bir idea nin pesinden gitmeye onu koru korune desteklemeye musait degilse, iste o zaman yandiniz demektir. Ya benliginiz herseyi sorguluyorsa? Ya benliginiz 1000 sene once yazilmis kuranin nesine inanayim diyen Aziz Nesin gibi 100 sene once yazilmis Nutuk’un nesini referans alayim diyorsa?  Ya kardesim sizin ozgurluk taleplerinize saygim var ama birakin su silahi dediginizde size kaslar catiliyorsa? Ya karpuz dilimi gibi dorde bolunmus bir toplum icinde hic bir tarafa kendinizi ait hissetmiyorken yasadiginiz dogdugunuz yerde kok salamiyor olunca, iste o zaman ne yapacaksiniz?  Kacakcaksiniz tabiki oradan, peki ya kactiginiz yerde de kok salamadiysaniz?

Iste o zaman buyuk bir caresizlik, iste o zaman buyuk bir tukenmislik, iste o zaman buyuk bir umitsizlik, iste o zaman buyuk bir maglubiyet gelip oturur sabahin 05:30 unda bogaziniza ve siz kendinizi aglarken bulursunuz dunyanin bir kosesinde donecek bir evi olmayan bir insanin haleti ruhiyetiyle….

Ve agzinizdan su sozler dokulur hickirirken

“Bizim hayatimizdan ev hayallerimizi caldi onlar…”

3 Comments

  1. Sanırım yılların birikimi herşeyi derin dondurucuda saklamissiniz bilimsel arastirmalara gore beyin yaşanılan herşeyi unutmaya çalışıyor bunun içinde caba sarf ediyor…beyin unutulmaması gerekenleri de sıraya koyuyor… gereksiz korkular panik ataklar bedeninizin koruyucu mekanizmasını dengesizlestiriyor bunun doktoru sizsiniz biriktirdiğiniz gereksiz sorguladiğiniz ne varsa atın ruhunuzu dinlendirin insanin en güvenilir yeri evi kendi içi içinize bakin eminim tüm bu olumsuzluklarin haricinde güzel şeyler var…ruhunuzun derinliklerinde çıkarın onları…

    • Oncellikle bu yaziyi zahmet edip okudugun icin cok tesekkur ederim.bu yaziyi bir terapi odevi nedeniyle mi yoksa kendim istedigim icin mi yazdim bilmiyorum. ama senin soyledigin gibi icindeki olumlu seyleri bulup cikarma isi benim icin dunyaninen en zor odevlerinden biri…bir gun odevimi basaracagim inanciyla yuruyorum saniyorum kendi yolumdan… sevgiler+ cok tesekkurler, GA

      • Yazılanlar okunmak için değilmi? günümüzde okumadan irdelemeden sadece beğeni tuşu işlevsel olsa da okuyan insanlarda var…Bence içsel sohbet sesli dusunme kendi teshisinizi yapabilirsiniz eminim icinizdeki olumlu şeyleri de çıkarabilirsiniz mutlu aksamlar…

Leave a Reply

Gökhan Akkaynak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin