Beşiktaş’ın Şovalyesi

“Halkın takımı da ondan” demişti dayım beni Beşiktaş’lı yaparken.
Beşiktaş halkın takımı, zenginlerin değil!
1990’ların başlarıydı, Beşiktaş’ın mütevazi kadrosuyla Türkiye 1. Ligi’ni domine ettiği yılların hemen arkası..
Daha halk, zengin, sınıf, elit kelimelerini öğrenmeden, o gün bunu duyar duymaz karar verdim “halkın takımı”nı tutmaya.. Bilinçaltımdaki ezilenin, sömürülenin, güçsüzün yanında olma dürtüsü belki de o gün böylece açığa çıkmış oldu.  Ve o gün orada karar verdim halkın takımıyla birlikte hep halkın yanında olmaya..
Spor sayfalarında kendine ancak üçüncü sayfalarda yer bulan, rakiplerinin transferlerine harcadığı paralara imrenerek bakan bir takımdı Beşiktaş. Şerefli ikinciliklerin, futbolda beyefendiliğin ve mütevaziliğin, haddini bilmenin, onurluca mücadele edip kaybedip boyun eğişin simgesiydi o dönemki siyah beyaz formalar..

Oyuncuların sade profilleri, kolej havasındaki ruhları ve bunların sahadaki yansıması arkalarındaki dev bir figürün  saha düşen gölgesiydi oysa ki.. Baba Hakkı geleneğinden gelen efsane bir başkanın, öldüğünde taraflı tarafsız herkesin alkışladığı futbolun bir büyük çınarının.. Süleyman Seba’nın..
90’lar dan 2000’lere gelirken Türkiye hızla materyalistleşirken futbol da endüstrileşti. Hızlı bozulan gelir dağılımının yanında bozulan toplumsal değerler de beraberinde yeşil sahada kalleşliği, hileyi ve vahşi kapitalizmin meşin yuvarlak boyutunu getirdi. Beşiktaş, Seba sayesinde 2000’li yıllara kadar kapılarını bu değişime bu yozlaşmaya kapatırken, bir dönemin bitiş sinyali bir maçta “Ahmet Dursun Seba gitsin” sözüyle verildi.
Beşiktaş o günkü taraftarcıklarıyla endüstrisini domine eden büyük patronların yanındaki koltuğa oturmak, değerlerini bir kenara bırakarak halkın yerine patronların, elitlerin kulubü olmaya karar verdi.  Bunun için de Türkiye gibi geçmişle olan tüm manevi bağlarını kopardı ve Seba’ya git dedi. Seba, bir Beşiktaşlı gibi tevazü ile futbol dünyasından ağır adımlarla uzaklaşırken, Beşiktaş her transfer sezonunda rakipleriyle aşık atar gibi işi bitmiş yaşlı paragöz oyuncuların, rakiplerinin gözden düşmüş oyuncularını toplayan, rakibi şampiyon  olmasın diye kalecisiyle maç satan, hile yapan, adı mahkeme tutanaklarına geçen çakma bir elit takım havasına büründü. Son zamanlarda bu ruhundan sıyrılmaya çalıştı ancak değerler çoktan bırakıp gitmişti bizi ağır adımlarla..
Beşiktaş’ı tutmaya başladığım günden beri sadece dört kere şampiyonluk gördüm.  Ancak hiç üzülmedim.
Çünkü hala bir yerlerde Beşiktaş halkın takımıdır, Süleyman Seba’nın ruhunun hep üstünde olduğu, kaybedenin kazanandan daha çok takdir topladığı, Gezi eylemlerinde dayak yiyen, Van için sahaya atkı atan, elini şortuna soktuğunda santraforsuz kalma pahasına en sevilen oyuncusunu gönderme etiğini gösteren, girdiği savaşta kazanmayı değil nasıl mücadele etttiğini önemseyen bir yansımadır bugün yitip giden bir eski zaman şovalyesinin gölgesinde..

Ruhun şad olsun , Beşiktaş’ın şovalyesi!

GA,
Istanbul

Bir Cevap Yazın

Gökhan Akkaynak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin