10 Numara Adam

Belki onlarca kez izlediğimiz filmlerden biridir Osman Seden’in senaryosunu yazıp Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı 100 Numaralı Adam filmi..

Filmde gecekondu semtlerinde yaşayan Şaban adlı fakir ve vasıfsız bir gencin büyük sermaye patronlarının ürünlerini halka satabilmek için bir reklam şirketi tarafından kahramanlaştırılması anlatılır. Ürünlerini “iteleyecekleri” halka sempatik bir yüz bulabilmek için seçmişlerdir bu aptal görünümlü halk çocuğunu..Filmi anlatmaya gerek yok! Benim yaşıtım veya daha üst kuşaklarım muhtemelen onlarca kez izlemiştir bu Türk kült filmini..Et döverken ustası Kasap Hayri’nin et dövücü ile eline vurmasına, yolda yürüken vurduğu teneke kutunun bakkalın vitrini parçalaması sonucu yediği dayaklara ya da montofondan hallice Zeynep ile buluştuktan sonra abisi Kasap Hayri tarafından kovalanması sahnelerine gülmüşüzdür. Tıpkı türlü sakarlıklarına, aptallıklarına gülmemiz gibi;Şaban’ı abidevi bir biçimde oynayan Kemal Sunal’a..

Film 1978 yapımıdır: 1978… Yani film, Türkiye siyasi tarihinin en kara yıllarından birinme, o uğursuz yıla aittir.1978’in ilk aylarında ünlü Güneş Motel operasyonuyla 11 Adalet Partili milletvekilini bünyesine katan CHP, Ecevit liderliğinde iktidardır. Ecevit’in iktidar olması ile CHP’nin doğal müttefikleri DİSK ve TÖD-DER CHP iktidarının egemen olduğu her ilde iktidar koltuklarını kapmaya başlamıştır. Afyon yasağının kaldırılması ve Kıbrıs konusunda sabıkalı, arkasında onlarca insanı takan böyle bir sol hareketin çektiği tepkiden olacak devlet destekli para militer örgütler sokaklara çıkmış, onlarca insanı katledildiği sürecin fitili ateşlenmiştir gizli kontrgerilla karargahlarında..11 Mart’ta Bedrettin Cömert’in öldürülmesiyle Türkiye’nin mal piyasasının dünya ekonomisine eklenmesini sağlayacak 12 Eylül dönemecinin adeta ilk başlangıç borusu çalınmış; Cömert’in öldürülmesinden 13 gün sonra 24 Mart’ta ise bu sefer devlet-kontrgerilla işbirliğini araştıran ve bu konuda bir dava açmaya hazırlanan savcı Doğan Öz katledilmiştir. Daha bu katliamın şoku geçmeden Ankara Emek postanesinden 5 farklı adrese gönderilen paket içindeki bombaların biriyle Malatya’nın AP’li Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu (Hamido), gelini ve torunu ile birlikte öldürülmüş, yapılan provakasyon sonucu galeyana gelen halk bir çok alevi evine saldırmış, CHP il başkanlığı binasını yakmıştır. Malatya olaylarından kısa bir süre sonra 20 Ekim 1978’de Ord. Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu ve 8 Aralık 1978’de ise TİP’li bilim adamı Necdet Bulut katledilmiştir 12 Eylül’e giden yolu açmak için..
8 Aralık’ta Necdet Bulut’un katledilmesinden sonra 23 Aralık 1978’de ise çoğu alevi olmak üzere 150’den fazla insanın öldürüldüğü, yeni doğmuş çocukların ortadan ikiye ayrıldığı, insanların kafasının balta ile kesildiği, hamile kadınların karnının deşildiği ve ağaca erkeklerin asıldığı 12 Eylül’ün en büyük kilometre taşı Maraş olayları olmuştur Ecevit’i sıkıyönetime mecbur edip bir darbenin zeminini hazırlamak için..

Film yoklukların kol gezdiği, siyasi cinayetlerin arttığı, Maraş katliamından önce Doğan Öz cinayetinden sonra işte böyle bir dönemde yapılmıştır. Korumacı ekonomik politikalarla içerdeki büyük sermaye gruplarının stokçuluk ve yüksek fiyatlarla halkın elindeki geliri iyice emdiği, halktan emdikleri artık değeri sermayeye dönüştürerek daha da büyük bir sermaye yaptıkları bir duygusal iklimdedir bu filmin çekildiği dönem..Film türlü sakarlıklarına güldüğümüz bir adamın macerası olarak bir komedi filmi olarak algılanmıştır belleklerimizde.. Oysa filmin içinde ve sonundaki mesajlarda bu tezleri yansıtan ve finalde bir antitezle parlayan mizansenler vardır. Filmin finalinde Şaban (Kemal Sunal) halkı kandıran sermaye baronları ve onların uşakları mafya uyelerini etrafında sömürdükleri halkın bulunduğu gecekondu mahallesindeki bir bahçede hiçbir zaman öğrenemediği karate ile pataklamış, sonra da halk tarafından omuzlarda taşınmıştır.

O orada modern bir Robin Hood, darağacında can veren bir Deniz Gezmiş, Tokat Kızıldere’de kurşunlanan Mahir veya bir Sinan’ın haleti ruhiyesi içindedir.. Sevdiği kızı meydana girerken elinin tersiyle itişinde, halkın omuzlarında alanı terk etmesinde hep o dönemin devrimci ruhu hakimdir.

O yüzden manalı da olsa güler Şaban, yere serdiği adamlara bakarak halkın omuzlarında alanı terk ederken..

Fakir gecekondu mahallesi halkının, emekli kuyruklarında, fabrikalarda, fazla mesailerde, bakkalda, manavda dövülmesinin refleksi olmuştur düzene karşı Şaban’ın uçan tekme ve yumrukları..

Neden bilmem internette önüne konan barikatları söküp Anıtkabir’e taşıyan halkımı görünce bu filmi hatırladım ve son sahneyi daha gülen yüzle, umutla izledim.Filmin sonunda büyük sermaye baronları ve onların işbirlikçilerini dövüp de halkın omuzlarında alanı terk eden Şaban, 100 numaralı adam değil, 10 numara adamdır orada aslında..

GA,

Istanbul, 31.10.2012

Bir Cevap Yazın

Gökhan Akkaynak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin