Şairler Arasında Zor Alanda Kısa Paylaşmalar

Bana dedi ki her ayrılık miktarı değişken hüzünler içerir, ve her ayrılığın altında ne kadar saklansa da mutlaka hüzün gizlidir.   Ayrılık gündeme geldiğinde mevsimlerin de renklerin de bir önemi kalmaz, flulaşır onlar bir anda..

Kar da yağsa, güneş de çıksa, gökyüzü masmavi bir renkle boyanıp güneş yüzünü odanın içine arsızca soksa da yakar ayrılık..

Dondurucu soğukta yolda yürürken de güneşin midende olduğunu hissedersin, sinsice yakar seni o tenini jilet gibi kesen soğuğa aldırmadan.. Çünkü ayrılık tek bir hüzün mevsimidir, uzunluğu değişken..

Bana dedi ki, ayrılıkların biçimi de sanıldığı kadar önemli değildir. Telefonla, faksla, elektronik postayla, sözle de olsa ayrılık yine de kişiden kişiye değişken miktarlarda hüzün içerir.  Ayrılık biçimleri değil, hüzünleri içerir dedi gözyaşlarının buğulandırdığı gözlüklerini silerken..

Kavuşmanın tek çeşidini bulurken ayrılıklar oldukça geniş seçenekler sunar dedi hayatın raflarında. .Tek yönlü ayrılıklar da vardır ölüm gibi, çift yönlü olanlar da, kısası da vardır uzunu da..

Yönü tek de olsa çift de, kısa da olsa uzun da ayrılık mutlaka yakar bir yerinde sahiplerini ve kişiden kişiye değişken miktarda hüzün içerir dedi..

Renkleri tanımaz dedi ayrılık kapını çalınca, her şeyi hızlıca ve itinalı boyayan usta bir boyacı gibi griye çalar tüm hayat renklerini.. Ayrılık ortada mavi, yeşil, kırmızı bırakmaz.

Hızlıca grileştirir domatesleri mesela, üzerinde Ağustos sıcağında kuğu gibi gemilerin yüzdüğü denizleri, bir zamanlar baktığın gözlerin rengini dedi.. Kişiden kişiye değişen miktarda sürer dedi gelmesi eski renklerin geri, elleri titreyerek ceketinin iç ceplerinde içinde son bir sigara kalmış paketini ararken..

Ayrılık sesleri seçtirir sana dedi, geldiğinde dinlediğin şarkıları bir anda değiştirir.. Ney ile arası ne kadar barışıksa darbuka ya o kadar uzaktır ayrılık dedi.

En savunmasız anında sana dinlettirir bir Müzeyyen Senar plağını ve aynı melodileri miktarı kişiden kişiye değişen bir süre..

Ayrılık sana, ruhuna hep aynı melodileri aratır çünkü ayrılığın “A” yüzünün birinci şarkısı hep hüzünle bestelenmiştir. Hüzün içerir ayrılıklar sesleri birbirine benzeyen, ve a yüzünün birinci şarkısı çalar kişiden kişiye değişen zamanlarda dedi tahta masanın üzerindeki rakı kadehini doldururken..

Tatları da çeşitli değildir dedi ayrılıkların, ekşiyle tatlıyı  acıyı tuzluyu bırakmaz ortaya çıktığında.. Kekremsi bir tat çalar ayrılanların ve bu ayrılıkla yaşayanların ağzına, miktarı kişiden kişiye değişken..

Bazen bu tadı mahkeme zabıtlarında adı geçen çocuklara, bazen geride kalan eş ve anaya, bazen de üzerine toprak atılırken ellerinde kürek tutan insanların ağzına çalar. Tadı aynıdır ama ağzının tadının geri gelmesi süresi kişiden kişiye değişir dedi ikinci dublesini hızla tepesine dikmeden önce saçlarının yıllar önce kendini terkettiği yaşlı şair..

Sonu bir şekilde gelecek bir hüzün mevsimidir ayrılık dedi..
Yerini bir şekilde kavuşmaya bırakan..
Ayrılıklar ve kavuşmalar silsilesidir değil midir zaten tüm yaşadıklarımız ve kaçınılmaz bir ayrılık mutlaktır en sonunda hepimiz içi dedi babadan kalma tabancasını şakağına dayayıp tetiğe basarken..



“ben de böyle ağlıyorum..”
GA,
İstanbul,
01.01.2016, 16:37

Okuma Esnasında Tavsiye Edilen Şarkı:
Sıla- “Canım Sıkılıyor Canım”, Kayahan’ın En İyileri, 2014.

Leave a Reply