Tanismamizin ustunden bir aydan daha kisa bir zaman gecmisti..
ve sen her bir zerresine asina oldugum bedenini kamburlastirarak beraber paylastigimiz kanepenin karsisindaki televizyona baktiginda ilk kez benim disimda bir baska seyin gozlerindeki yesil denizlerde firtinalar kopardigini gormustum…
Bir onceki aksam devirdigimiz sarap siselerinden olsa gerek, basim cok agriyordu ve bakislarim cok fluydu ama ekrandaki vahseti secebilecek kadar, içim aciyabilecek kadar insancam yerindeydi:
“Ankara Gari’nda Canli Bomba Saldirisi !”
Canli bomba saldirisindan sonra Sultanahmet bombalamasindan bir kac gun once hayatta herseyin var oldugunu bana ogreterek kendi yolundan gittin. Yapacak bisey de yoktu, pismanliklar da.. Alkol her zaman ve herseyde oldugu gibi para oldukca sorun degildi ve dusunmememi sağlamak yine sayesinde mumkun olabildi
Ben 14 Subat’i kendi melankolimle kutlamistim ki 3 gun sonra Cankaya’dan askeri araca bombali saldiri haberi geldi, acilar liginde gereksiz melankolim yine kume dustu…
Yalnizlik ve boşluğun acisi yersiz olumler karsisinda suskundu…
Cunku o saatlerde bilirdim ki bazi evlerde bazi anneler icin hayat o anda bir anlamda canli bir yokolustu…
(…)
Senden umudu kesince eh ne yapalim hayat devam ediyor diye dusundum. Bolca kitap okudum , eski arkadaslarimi gordum.
6 Mart’ta senle son gecemi anlatan bir yazi kaleme aldiktan bir hafta sonra bu sefer Ankara Guvenpark’tan bir katliam haberi geldi..
Bombalar ardi ardina patliyordu kahpece masum dar gelirli hayatlarin bedenlerinde ve siir yazmak abesle istigaldi….
Yonumu siirden hayata, kararlarimin yonunu duygulardan beynime cevirirken, ruhumun tabutuna son civiyi cakacak kadin o sirada Bursa’da başka bir bomba saldirisindan kurtuluyordu.. Tanismamiza kisa bir zaman kala..
Mevsim ulkemde yaza yavas yavas donuyordu.. Ben ise yuzumu ulkemden disari..
Umutsuzluk iklimi yaza basgin geliyordu..
Yetmis kiloluk bir agirlik yetmiş bes milyon ton olarak abaniyordu ülkemin ustune..
Corbalarimizdaydi biyigi, evlerimizdeydi gözleri, yakamizdaydi yakamizi tutmaktan bikmamis elleri..
Gunes bu topraklar üzerinde insana umut olmuyordu ve hala siir yazmak abesle istigaldi..
Ekmegimi kazanacagim bir gunun baslangicinda, rutin bir mesai gunuydu ve bu sefer de haber bültenleri Vezneciler’den bir toplu cinayet haberi veriyordu..
Yer gok kan golu..
Yer gok umutsuzluk…
Yer gok insan uzuvlari ve hayalleri ile doluydu
Ve ulke bir organize suc şebekesi elinde aci ile kivraniyordu…
Oysa Vezneciler’i başka turlu severdim ben, her türden her cinsten adamin buluşma merkeziydi.. Ara sokaklarindan öğrenciler, dar gelirli insanlar fiskirir bir acik hava kırtasiyesi..Turist ile ogrenciligin birbirine karistigi tarihi bir buluşma yeri benim içinse ilk kez bir kadinin dudaklarini tattigim yerin adresiydi… cocuk masumiyetliyle yaşanan sevdalarin demosu Vezneciler in ara sokaklarinda kaydedilmisti..
Vezneciler katliamindan 6 gun sonra bir bomba da bu sefer benim yuregimin Veznecilerine dustu. Bu bir intihar saldirisiydi ama ne bir bomba vardi meydanda, ne de olu bir beden…
Bir alyans ve bir cift soz.. Hepsi o kadar!
Mevsim kendimde yavas yavas kisa donuyordu ulkeye inat ve medeni hali degisiyordu hayatim boyunca sevdigim tek kadinin, caresizlik ulke gibi beni de kivrandiriyordu ve siir yazmak hala abesle istigaldi…
Artik ulkemde veda turlari zamaniydi, Ataturk Havalimani katliamindan bir kac saat sonra babami gormek uzere yola ciktim ki yolda otobus durduruluverdi..
Yollarda aranan otobusler..
Yollarda umitsiz yuzler..
Yollarda birbirine suphe ile bakan kadin ve erkekler..
Yolculuktan istifa etmiş potansiyel canli bomba adaylari ve acemi sivil polisler..
Ataturk Havalimani katliamindan bir kac gun sonra 15 Temmuz darbe tesebbusunden bir kac gun once, bu sefer hayat o Bursa’da bombadan aldigi baska bir kadini giderekayak getirip hayatima koyuyordu..
Son bir umitti ülkemde baris gibi
Son bir umitti hayata tekrar inanmak gibi
Son bir umitti belki de siir yazmaya devam etmek gibi
(…)
Disarisi ile icerisindeki sicaklik farkinin 30 derece oldugu bir memlekette , cebimde pasaportum ve elimde evraklarim bir bekleme odasinda beklerken, yanimdaki benimle ayni gun ise baslayan bir arkadasimin bana seslenmeye calistigini farkettim
– Sen Turkiye’den geldin degil mi?
– Evet
– Bak!
Eliyle gosterdigi ekran CNN’in haber bulteniydi ve etraftaki herkesin bakislarinin toplandigi o televizyon ekraninda su haber geciliyordu:
“Gaziantep’te Bombali Saldiri: 50 kisi oldu”
Sonra ..
bombalar patlamaya devam etti…
Koprulerin adi degisti…
Tepelerin adi degisti..
Kur degisti…
Insanlarin umudu hayata bakislari degisti…
Masum olen insanlarin sayisi pozitif yonde degisti…
Beni ulkemin disina gozyaslariyla ugurlayan kadin degisti… Ihanet silahlarini, yaraticiliktan yoksun yalanlarini alarak supurgesinin ustunde kanatlanarak Besiktas Katliami’ndan oldugu gun cikip gitti.. Dort alti arasi..
Ama bu bombalarin saticilari..
Bu bombalarin aticilari..
Bu olaylarin sinsi saksakcilari,
kan icicileri,
azmettiricileri..
ulusal ve uluslararasi iki yuzlu buyuk abileri..
Ve ulkemde birilerinin sonu gelmez guc ve iktidar dusleri ile yetkili sorumsuzlar hep ayni kaldi..
Bizim evlerimizden her gun bir can eksilirken..
“2016 yilinda kaybettigimiz tum insanlarimizin anisina saygiyla”
GA,
Dubai,
19.12.2016
Not: Bu yazi yazildiktan on bes dakika sonra Rus Buyukelcisi’nin Ankara’da vurulduğu haberi gelmiştir.
Okuma Esnasinda Tavsiye Edilen Sarki: ‘Kelimeler, Teoman, Renkli Ruyalar Oteli, 2006.
Related