Fabricio Agosto Ramírez
Topu penalti noktasina koydu. Bir kac adim geri cekildi…
Bir derin nefes alarak, kaleye ve kaleciye dogru cevirdi bakislarini…
Sonralari kendisinin de soyleyecegi gibi kaleci dort metre gorunuyordu ve sanki kaleci kaleden daha buyuk gibiydi…
Onun kaleye baktigi noktada bir ulus solugunu tutmus heyecanla topa vurmasini bekliyordu…
28 subat sonrasiydi…
Toplum laik-musluman diye ikiye ayrilmisti…
Universite kapilarinda turbanli ogrenciler geri cevriliyor, il milli egitim muduru seviyesindeki generallerin kisisel hesaplari nedeniyle bir ulke kamplara ayriliyor, toplum askeri ve yargi vesayeti altinda aci cekiyordu…
Yasanan tum toplumsal travmalar insanlarin arasinda gorunmez duvarlar yarattigi o ortamda, o topa dogru kosmaya basladi ve topa dogru kosarken bir kusagin bir toplumun belleginde ruhi bir miladi olusturacak su sozler cikiverdi spikerin agzindan:
“Haydi Oglum…
Haydi Oglum…”
Kameralar sonra tribune dondu o ayirdik sanilan millet uzerine..
Farkli formalarla birbirine sarilip aglayan insanlar takildi kameranin kadrajina… Tribunde binler evlerde, sokakta milyonlar birbirine sarilip agliyordu..
Turkiye laik-musluman, sag-sol, Kurt-Turk, sunni-alevi degildi o gece,
Galatasaray’di sadece..
(***)
Kaleye dogru yavas adimlarla yurudu, kalenin ortasina gecince elini iki yana acip gozunu karsisinda topu beyaz daireye coktan dikmis rakibine cevirdi…
Orada oyle ellerini iki yana acip anit gibi dururken, rakibinin yesil gozleri topu vuracagi noktayi coktan secmisti bile… Takiminin ve macin kaderinin suratina asilasagelmis sert sutlarindan birini atmaya hazirlanip topa dogru gelirken, sekiz yil sonra baska bir beyaz dairenin gerisinde bir kalecinin eldiveninde bir ulus solugunu tutuluyordu….
27 Nisan e-muhtirasinin sonrasi, kapatma davasinin oncesiydi…
Turkiye yillar once universite kapilarindan cevirdigi, yargi yoluyla siyaset kapisini kapattigi tepkili milyonlarin etkisiyle bir tek parti iktidari tarafindan yonetiliyordu. Cumhurbaskanligi secimi oncesinde toplumun bir bolumu cumhuriyet mitinglerinde yuruyor, digeri ise gozu liderinin dilinde evinde zor duruyordu…
Toplumun bu sefer darbeci-demokrat etiketiyle ayristirilmak istendigi noktada kalecinin sag tarafina gelen sert suta bir ulus uzaniyor ve koseye giden topu disari cikariyordu…
Spikerin agzindan olayin kahramanlari ile cikan uc kelime darbeci democrat bir ulusu zafer cigliklarina boguyordu:
“Alves… Volkan… Bitti, iste bitti!”
Turkiye o gun darbeci de degildi demokratta, baskanina cok da sempatik bakmadigi kalecisinin tavirlarindan pek de hosnut olmadigi halde ellerini birbirlerine uzatiyor, gurur sarkilarini Avrupa’nin gobeginde tek vucut olarak dunyaya soyluyordu..
(***)
Yillar sonra yine Turkiye onemli bir toplumsal donemeci donuyor. Uygar dunya tarihinde diktatorlugu referanduma sunarak dunya tarihine gecmeye hazirlaniyor…
Isler iyi gitmiyor…
Turkiye iyiye gitmiyor…
Yuzler asik insanlar gulmuyor…
Belki de bundan dolayi aylardir terrorist-demokrat, evetci- hayirci olarak ayristirilmak istenen toplum, kalesinin onunde anlamsizca dribblinge kalkarak yedigi hatali bir golden sonra sosyal medya uzerinden ayni gozyaslarini farkli ellerle siliyor…
Bir kalecinin gozyaslarinda, gozu iktidardan baska bir sey gormeyenlerin ektigi ofke tohumlarininda kendisine unutturulmaya calisan merhametini, hosgorusunu ve sagduyusunu hatirlamaya calisiyor…
Belki de bu yuzden suan kendisine iyi gelen tek seyin pesinden gidiyor.
Atiba’da sporcunun zeki, cevik ve ahlaklisini gorerek kendisine unutturulmaya calisan degerleri hatirliyor, devre arasina 3-0 yenik giren takimini tribune cagirip alkislayan takimin ardindan macin 3-3 e geldigini gorerek inancin inancsizligi daima yenecegine dair olan inancini onda tazeliyor…
Turkiye suan gecmiste Galatasaray ve Fenerbahce’de Trabzonspor’da Bursaspor’da oldugu gibi kendisine iyi gelen tek seyin pesinden, Besiktas’in pesinden gidiyor
Unuttugu birlik ve beraberligi mustakbel liderinin bizzat davaci oldugu bir caminanin kalecisinin gozyasini silerek yasamaya calisiyor…
Fabri kalesinin onunde o anlamsiz driblinge kalktiginda milyonlar korkuyla “Vur” demisti, simdi yine korkuyla iktidarini elinden almaya calisanlara icinden “Dur” diye fisildiyor…
Turkiye halki yarin, Besiktas ise haftaya persembe tarihinin en buyuk macina cikmaya hazirlaniyor…
Bu maclar ne olur bilmiyorum…
Ama ben de Popescu’nun soyunma odasinda duyarak ciktigi sozleri 17 yil sonra memleketimden cok uzakta halkim ve takimim duyar gibi oluyorum..
“Kazanacaksiniz.. Kazanmak icin ugracaksiniz.. Ama netice ne olursa olsun, siz benim gozumde hep kazandiniz, hep sampiyonsunuz… Allah yardimciniz olsuun!”
GA,
Dubai,
15.04.2017.
