Matilda’ya Mektup
Okuma Esnasinda Tavsiye Edilen Sarki: Teoman- “Senden Once Senden Sonra Akustik Versiyon”, Teoman Remiksler 1, sarkiya ulasmak icin tiklayiniz (https://youtu.be/oY9jUadom8k)
Sana cok kirginim.
Aslinda mektuplar boyle baslamaz bilirim… Ama ben sana klasik bir “Sevgili” kalibiyla baslayan samimiyetsiz bir mektup yazmaktansa, icimden kopa kopa gelen bir cumleyle baslamayi tercih ettim. Bilirsin o yazilmis olmasi icin soylenen sozlerden, bir mektuba baslanilmasi gereken kaliptan daha samimidir, sicaktir… Her ne kadar kotu hissettirse de canimdan bir parcadir!
Sana bu mektubu rehabilitasyon surecimi tamamlamanin verdigi huzurun rahatligiyla yaziyorum. Yoksa birazdan yazacagim seyleri yazmaya, icimden sokup attigim yaralara dokunmaya cesaret edemezdim… Bu senenin basinda hissetmistim icimde yillardir bir yilan gibi kivranan o canavarin nihayet cikip gittigini… Asiri alkol alinan bir yilbasi aksaminin ertesinde basimda olagan hafif agrilardan baska hic agri olmadan uyanmistim.. Kalbimde dort yildan fazladir dunyanin her kosesine goturdugum o agri orada degildi iste, bitmisti gitmisti ve orada yoktu… Benim icin zor bir ogrenimdi ama hepsi gibi bu da gelip gecti iste.
Matilda,
Sana cok kirginim.
Seni kirgin oldugum insanlar listesinde her zaman ilk uce kafadan sokarim. Hatirlarmisin bilmem, biz cocukluktan genclige yol alirken bir muzik kanalinda pop muzik sarkilarinin yukaridan asagi dizildigi “Top 20” diye bir program vardi. Iste ben o programi ve siralamalari her hafta deli gibi takip eder, Tarkan’in yeni albumu ciktiginda onun bir numaraya cikmasi icin kendimce dua ederdim.
Cocuk akli iste…
Tarkan benim deli gibi o programi izledigim yillarin birinin sonbaharinda “Kis Gunesi” klibini cikardi ve Top 20 listesine bir numaradan girdi. Sen bir Kis Gunesi olmasan da en azindan bir “ikimizin yerine” oldun benim hayalkirikliklari listemin top 20’sinde. Zirveden girmesen de zirveye yakin bir yerden girmesini bildin.
Sana kirginim Matilda, yalanim yok!
Ne kedinin iple oynamasi gibi duygularimla surekli oynadigindan, ne surekli bende buldugun maddi kusurlar nedeniyle kendimi yetersiz hissetmemi sagladigin icin… ne de beni bir gun arza cikarip ertesi gun yerin dibine biraktigin icin…Hic biri degil, hicbiri Matilda!
Evet haklisin, ben de normal bir adam degildim ve sana eziyet de ettim. Zaman zaman seni sevmiyorum diye kendim ile seni, zaman zaman seni artik dusunmuyorum diye dostlarimi, zaman zaman da kalbimde ve tum benligimde sen olmana ragmen hayatimdaki baska kadinlari aklimda senle aldattim, dogru. Ama senin sandiginin aksine seni hic bir sart kosulda aldatmadim. Oysa sen, ben hayatimda o ana kadar yaptigim herseyi senin dudaklarindan ucundan cikacak bir kelimeye birakmissken sen aylar once takmis oldugunu tesadufen ogrendigim yuzugu beni kandirmak icin parmagindan cikaracak kadar seytandin. Iste sana bu yuzden kirginim, Matilda!
Sen onumuze asmam gerekli maddi engeller koyarken, ben gizli gizli kadin terlikleri dolduruyordum sensiz cikilacak en uzun yolculugun bavuluna… iki dis fircasi, iki havlu, iki lamba… Dunyamdaki hersey ikiye kalansiz bolunsun istiyordum. Hos bolen ikimiz olduktan sonra boluneninin kalansiz bolunmese de olurdu ya benim icin ama yine de herseyi ikiser ikiser aliyor buluyordum kendimi senin gelecegini sandigim evin icerisine…
Neyime guveniyorsam…Kibrime yenilmisim iste..
Ve siradan bir gunun aksaminda yine mahremimin, ozgulurlugumun, yalnizligimin siginaginin celik kapisini acip da koltugumda Bukowski’nun Mavi Kus‘unun en guzel dizelerinde dinlenirken senin gelecegini sandigim eve dugununden fotograflar geldi. O kocaman benim bir zamanlar asik oldugum gozlerin pariltisinda, agiz dolu gulumselemelere saatlerce baktim. Ben fotograflarin hic birinde istemeden evlenen bir gelin gormedim. Demek yillarca ben hayatin bir kosesinde aramizda olduguna inandirildigim engelleri kaldirmak icin mucadele ederken, sen geminin dumenini coktan baska limanlarla kirmisdin.. Iste sana bundan kirginim Matilda!
Sen Allah’ina seni seven insanlari mahcup etmemek icin dua ederken, ben Allah’ina bu tabloyu bana gostermemesi icin dua etmistim aylarca. Istegim kabul oldu ve Allah ile son dialogum da bu oldu. Zaten bence de her insanin kuvvetli bir inanci olmali, hele de kendine menfaat saglayan cinsten buyuk inanclar. Sana statu verecek bir lidere, seni is sahibi yapacak bir partiye, seni zengin yapacak bir yaraticiya seni mutlu edecek birseylere inancin olmali… Ikimiz icinde sen hep bu konuda hep inancli oldun ve ailen gibi hep inancinla kazandin! Ama keske sen bu kadar inancliyken beni gercek olmayan seyler icin yillarca mucadeleye inandirmasaydin. Ne bileyim hala saclarim gur kalabilseydi, yillarca geceleri nefesim tikanmasaydi uykumun en guzel yerinde, siseler ile siirler arasinda bir hapis hayati yasayip kendime eziyet etmeseydim yillarca. Iste sana bundan kirginim Matilda!
Ben seni cok sevdim Matilda! Sanirim isledigim en buyuk gunah da bu oldu. Ben seni saclarindan topuklarina kadar, gunde bes vakitten fazla ruhumun, fiziki mevcudiyetimin her seyiyle ruhununun onunde secde edecek kadar cok sevdim! Senin beni cagirisin benim ezanimdi, gozlerin kabemdi ruhumun, sozlerin buyruguydu Tanri’nin benim icin. Beraber oldugumuz zamanlarin cogu senin kiskanclik krizlerin ile kaprislerin, benim basina buyruklugum ve egom arasindaki savaslarla gecmesine ragmen, seni neden bu kadar sevdigimi dusundugum aylarca. Saplanti miydi? Delilik miydi? Ego muydu? Nedenini hic bilmedigim baska bir sey miydi? Aylarca dusundugum bu sorunun cevabini bir raki makasinda, senin verdigin acinin ustune anason basarken bir baska ask acisi ceken arkadasim verdi:
” Kiz beni oyle cok seviyordu ki, kendimi Tanri gibi hissediyordum”, Evet! Iste sebep buydu…
En eksi tartismalarimizin ardinda sabah telesekreterde bulunan “sana asigim ben” kayitlari, bulusmalarimizda karsinda rastgele yazdigim bir siirden sonra “senden ve siirlerinden vazgecmek istemiyorum ama beni sana yar etmezler” yakarislari, “kacalim bu sehirden beraber” cigliklari…
Yillarca kendimi kendi kurdugum bu sucluluk kapanina kapatan seyde tam buydu! Insanlarin beni deli diye kolayca yaftalamalari, alay etmeleri, bazen sana hissettigim duygular yuzunden beni kucuk gormeleri… Hic biri canimi yakmadi , cunku ben yillar once birakmistim zaten insanlarin hakkimda ne dusundugunu onemsemeyi, herkesi mutlu edecek cozumlerin olmadigini gordukten sonra.
Insanoglu zavalli yarattiktir derdi Mare, yani senden onceki hani senin normal olarak gicik oldugun sevgilim… “Zavallidir o yuzden de hata yapar ofkelenme kizma hos gor ” derdi bir otuzbeslik viskinin son kadehini icerken hep… Insanoglu ne garip sey hakikaten! Yolda kiligindan kiyafetinden derisinin renginden etnik kokeninden dolayi hic tanimadigi insanlara gicik olmayi kendince hakli gorurken, ben cok sevdim diyince beraber oldugun zamana gore acilarina deger vermeleri, seninle alay etmeleri, ne garip! Oysa ben yuregimde insanlara hayatimda varolus yil kidemine gore degil, kalbime dokunus kidemine gore deger veriyorum. Oyle olsa beni yaratan insanlardan baslayarak ailemin hepsini istisnasiz sevmem gerekirdi, ama sevmiyorum ve bundan da utanacak degilim.
Sana kirgindim ama bu son mektubumla seni affediyorum.
Cunku sen de bir insansin, ve insan oldugun icin hepimiz gibi hata yapmaya mahkumsun. Ama herseyden onemlisi insanlarin birbirinin gozunu oymak icin, birbirinden nefret etmek icin, gicik olmak icin binlerce sebebi oldugu bir dunyada beni yillarca baskalarinin anlamadigi bir sevgi halesi icinde tuttugun icin, askin da tutkunun da acinin da mutlulugun da doruk noktalarinda gezdirip yazmakta oldugum kitabimin en degerli parcalari olacak siirleri yazacak ilhami verdigin icin sana binlerce kez tesekkkur ederim!
Tekrar o kadar guzel siirler yazabilirmiyim, bilmiyorum…
Ama verdigim herhangi bir rahatsizlik varsa senden cok ozur diliyor, ailen ve sevdiklerin ile birlikte mutlu bir hayat gecirmeni dilerken ben koltugumda biraktigim Bukowski’nin misralarina donuyorum…
Sevgilerimle,
Iblis
Aralik 2013- Ocak 2018
Istanbul, Girne, Belgrad, Phuket, Amsterdam, Bukres, Izmir, Dubai
mavi kuş
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm, kal,
diyorum ona, kimsenin
seni görmesine izin veremem.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına
boğuyorum,
fahişeler, barmenler ve
bakkal çırakları hiçbir zaman
bilmiyorlar onun orada
olduğunu.
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi
niyetin? Avrupa’daki kitap
satışlarımı sabote etmek mi?
bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına,
herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme
artık.
sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin
vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz
gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar
güzel, ama ben
ağlamam, ya
siz?
charles bukowski

Keşke Matilda’ ya da seni affetme şansı verseymişsin..