En Hakiki Mürşit

Hırıltıları kapı eşiğinden duyulurken, kendinden hiç de beklemeyen yaşına göre çok seri adımlarla gelerek ben ve kuzenlerimin izlediği televizyonu efendiliğinden, sakinliğinden hiç beklenmeyecek ani bir hareketle kapattı. Bize dönerek kızmadan, kaşlarını çatmadan, tamamen bir sakinlik içinde ama dikkatimizi çekecek kadar ciddi bir yüzle sunu dedi:
“Ölüye saygınız olsun çocuklar”
Onun kapadığı televizyonunun yüz metre ötesinde kim olduğunu bile bilmediğimiz komşumuzun evinde bir ölü vardı. Evet ani bir olum değildi, dayım gibi. Evet dayım gibi genç de değildi. Yaşlılığı ile vaki hepimiz gibi ve hepimize nasip olmayacak kadar güzel gereken bir sondu. Ama sonuçta tanımasak da bilmesek de o komşumuzdu. Evinden yüz metre ötesinde yas tutulurken çocuk aklımızla televizyonda çizgi film izlemenin doğru olmadığı dersini vermişti bize o kır saçlı adam.
Babası Sivas’ ın ilçelerinden birinin cumhuriyet öncesindeki büyük toprak ağasıdır o kır saçlı adamın. Kır saçlı güzel adamın eşinin bana ölmeden aktardığına göre şiir yazmayı çok seven bir insanmış babası Ali Rıza Efendi. Bir toprak ağasının oğludur. Eczane kalfasıdır. İsçi ve çiftçi bir adamdır. Bize okutulan kitaplara göre bir feodal ağanın çocuğudur ama yıllar sonra kır saçlı adamın kızlarından birinin evinde gece yarısı insanlar hararetli bir şekilde siyaset tartışırken şunları söyleyecek kadar da soldan bakar hayata:
“Ben hayatımda hiç sağa rey vermedim”
Her gün evinin karanlık odalarında kimseye göstermeden beş vakit namazını kılar, her gün sabah erkenden kalkıp astımdan kaynaklanan hırıltı sesine eşlik eden jilet hışırtılarıyla sinek kaydı tıraşını olur evininin sokağına bakan pencerenin önünde. Daha sonra takım elbisesini giyer ve çarşıya çıkar o kır saçlı güzel adam. Dönüşte ceketinin cebinde bizlere çikolata getirir ve eşit dağıtır hepimize, gülümser bize o kir saçlı adaletli güzel adam.
Hiç kimseye kötü konuşmaz, hiç kimseye bağırmaz. Kalp kırmaz. Hatta öyle saf niyetlidir ki, tanımadığı insanlara kefil olur belki başı derde girer. Müslümanlığını gösteriş için değil, evinin karanlık odalarında kıldığı namazlarda yaşar. Orucuna kendi başına kalkıp sahurunu yapar ve yine dualarla orucunu acar o güzel yürekli kir saçlı adam.
Onun tabiriyle gün boyu ajansı, yani haberleri hiç kaçırmaz, hoşuna gitsin gitmesin haberleri dikkatlice dinler ve beynine kaydeder o insan. Öfke göstermek kırmak onun yaradılışında yoktur, o yüzden o sadece tesbihini çeker sadece ve dikkatlice bakar her gün memleket ahvaline.
(…)
Yıllar önce yine bulunduğum bu yerde deniz kenarında babam ile ben baş başa iken geldi onun ani ölüm haberi. Ben orada değildim, bulunamadım. Ama oturduğu evden mezarlığa kadar bir büyük insan selinin onu uğurladığını söylediler, çok gururlandım çünkü o bunu gerçekten hak etmişti.
Hayati boyunca sevdiği Atatürk’ün dediği gibi ilim hayattaki en hakiki mürşitti.
O da dürüstlüğü ve insanlığı ile bize her daim örnek olacak kişiydi.
Toprak ağası şair Ali Rıza Bey oğlu eczane kalfası, dedem Hurşit’ti.
GA,
16 Eylül 2022 Antalya.