Bir Devrimcinin Portresi

Her ikimiz de mütevazı bir hayata gözlerimizi açtık. Senin baban devlet memuru idi, benimki de öyleydi. Annen ev kadınıydı, benim annem de öyle. Sen babasız büyüdün, ben de kendi payıma düşen acılarla. Ben senin gibi üvey baba sorunu yaşamadım belki, ancak üvey annelerle geçen çalkantılı günlerim oldu. Bu yüzden, yarım kalmış bir ailenin ve maddi sıkıntılar içindeki bir çocukluğun ne demek olduğunu bir nebze olsun anlayabiliyorum.

Hangimiz şanslıydı, bilmiyorum. Senin baban erkenden göçtü, benim babam benim hayatımdan erken uzaklaştı. Ama sonucu hep aynıydı, sen de ben de kendimizi güvende hissedeceğimiz bir yer bulmaya çalıştık. Sen şüphesiz burada benden daha iyiydin, ben kendime bir küçük ev ararken, sen sadece kendine değil, kendin gibi sahipsiz kalmış milyonlarca insana bir ev kurdun.

On dört yaşında sen askeri liseye girdin, ben o yaşlarda kapısından döndüm. Çocukluğun, gençliğin askeri okullarda, talimlerde, yurt odalarında geçti. Üzerine on dört yaşında giydiğin üniformayı yirmi sekiz yıl sonra çıkarabildin.  Böbreklerini kaybettin, gözünün tekini kaybettin. Cepheden cepheye ömrün geçerken okudun, devamlı okudun. Öyle okudun, öyle okudun ki bir süre sonra beraber yola çıktığın insanlar seni anlayamaz oldu. Fikirlerin öyle ileri gitti ki onu alkol ile uyuşturmak zorunda kaldın. Çevrendekilerden bazıları sana ve dehana olan saygısından fikirlerine ses etmedi ama bazılarıyla da çatışmak zorunda kaldın.  En yakınların kurmaya çalıştığın evi yıkmaya çalıştığında ise onlara ve onlar gibilere merhamet etmedim.  Çünkü en iyi sen biliyordun evsizliğin ne demek olduğunu, başkalarının evlerini kurtarmak için gittiğin bir cepheden geri döndüğünde öğrendin tek kurşun atılmadan doğduğunun şehrin, evinin anılarının elden gittiğini.  Bir daha hiç göremedin evini.

Kimsenin bırak konuşmayı düşünmeye bile cesaret edemediği problemin ne olduğunu en iyi sen gördün. O yüzden Kur’an’ı Türkçeleştirdin. O yüzden medreseleri, tekke ve zaviyeleri kapattın. O yüzden ezanı Türkçeleştirdin. O yüzden alfabeyi değiştirdin. Ama itiraf et burada yenildin, çünkü yüzyıllarca reaya mantığıyla yönetilmiş, her sorunun çözümünü birinden bekleyen, dogmatik düşünmeyi içselleştirmiş bir toplumun sadece bazı şeyleri kendi dilinde okuyunca onları anlamasını, sorgulamasını bekledin, ama olmadı. İnsanlar anlamadıkları için değil, hayatındaki tüm sorunları padişaha, halifeye veya ruhani şeylere naklederek yaşamaya alıştıkları ihtimalini belki de gözden kaçırdın. Ya da içinden çıktığın topluma gereğinden fazla güvendin, bilemiyorum.

Bugün seni özel hayatından, uyguladığın politikalara kadar her şeyinle eleştiriyorlar. Ben senin kadar olmasa da okumaya düşkün biri olarak onları da okuyorum, dinliyorum. Her şeyin ama her şeyin eleştiriliyor, bazen bu eleştiriler hakarete bile varabiliyor. Onları da dinliyorum, onları da okuyorum. Ne seni bazıları gibi ilahlaştırıyorum, ne de başkaları gibi yaptıklarını küçümsüyorum.

Sen, ümmetçi bir anlayışla yönetilen bir toplumda, kolayca padişah veya halife olabilecekken, bu yolu seçmedin. Cumhuriyet dedin, meclis dedin. Güç sahibi birçok insanın tercih etmeyeceği bir yolu seçtin. Şimdi bazıları diyecekler ki efendim zaten ortada meclis yoktu, Cumhuriyet yoktu, hepsi onun kontrolündeydi. İyi de gücü tamamen eline alma niyetinde olan bir insan neden gücünü paylaşacak yasaları ve kurumları oluşturmak için bu kadar devrim yapsın? Niye cahil bir toplumu eğitmek için bu kadar uğraşsın? Niye bağımsız kurumları kurmaya çalışsın? Seni eleştirenler bu sorulara mantıklı bir cevap verene kadar sen benim için her zaman olduğu gibi saygı dağımın en zirvesindesin.

Bugün bu toplumun kadınları istedikleri kıyafetleri özgürce giyebiliyorsa, kendileri bir banka hesabı açabiliyorsa, araba kullanabiliyorsa, çalışabiliyorsa, istedikleri yere kocalarının veya en büyük erkek akrabasının rızası olmadan seyahat ediyorsa, oy verebiliyor, seçilebiliyorlarsa, kocasının mirasından en büyük payı alıyorsa bunu sana borçlular. Çünkü onlar hiçbir zaman bunun savaşını vermediler.

Evet, ikimiz de gariban bir ailede doğduk. İkimiz de benzer bir çocukluk yaşadık. Ben kendime küçük bir ev kurdum, sen ise milyonların başına bir çatı kurduğun gibi ümmet olan bir topluma savaşmadıkları özgürlük ve haklarını kendi rızanla gücünün zirvesindeyken verdin.

Bu yüzden sana olan saygım, sevgim hiçbir zaman bitmez…

Yüzyıl da geçse sana olan bu artan sevgi tükenmez.

GA,

Dubai-Birmingham

Kasim 2022- Ekim 2023

Leave a Reply

Gökhan Akkaynak sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin