Otobiyografi
1983’ün Temmuz ayında doğmuşum.
Abimin yerlerin efendisi olmasını istedikleri için bana efendisi olacak tek yer gök kalmış. Adımı Gökhan koymuşlar.
Özal yıllarında doğmuşum ben, Orta Anadolu’nun bir daha gitmesi nasip olmayan bir ilçesinde geçmiş çocukluğum, zihnimde havale geçirdiğimde beni attıkları güzel bahçedeki o dörtgen havuz kalmış bir tek..
Yıllar sonra öğrendim; o havuzu da doldurmuşlar..
Okula başladım 1989’da kırmızı önlüklerle ana sınıfı denen aşamaya; hâlbuki anne sevgisine ihtiyacım yoktu okul sıralarında..
7 senelik maceradan sonra içinde her şeyi olan ayrılmak vakti gelmiş bir akşam, gettoların önünden bir otobüsle; tanımadığım korktuğum şehre der saadete..
Vedalaşmışım “aile” kavramıyla ve merhaba demişim “iki yarımdan bir tam yapmaya”…
Hayatın tüm ağırlığıyla üzerime abandığı o dönemde kaçmamışım, saklanmamışım tam siper alıp savaşmışım..
Belki de o yüzden hiçbir acı gerçekten acıtmaz beni ve belki de ondan severim hayatta çıkış kadar inişleri
Sonra yolum başka bir şehre düşmüş; yemyeşil adı ve hep imrenilesi huzuruyla başka bir Anadolu şehrine..
Orada dört yıl okumuş ve kaderimi değiştirebileceğimi görmüşüm..
Her şeyin dibe gittiği bir noktada dört koldan savaşırken bir gün bir telefon gelmiş ve siyah takımlar giyilecekmiş.
Sırtıma insanlarla arama kurulan bir barikatı anımsatan o takımları, elime ise sonradan benim en sadık yol arkadaşım olan dört kilogram ağırlığında bir bilgisayar vermişler..
Sırtıma ise dört kilodan çok daha ağır sorumluluklar..
İlk kez yedi yaşımda aşık olmuşum..
İlk terk edilişim rüşt olmamdan birkaç yıl sonrasına rastlar..
Kadınlara güvenmeme ve “yedekli” çalışma mantığının tohumları o yıllarda atılmış..
Kahrolası o ilk sigarayı Büyükçekmece teftişinde yaktım ve o uzun yollardan gelen bir dilbere yanmam ise çok sonralarıdır..
2008 Ağustos’unda siyah takımları alıp bu sefer üstüme 5 ay 6 gün giyeceğim o haki renkli üniformayı verdiler.
2009 Ocağında o kapıdan girdiğim gibi çıktım: “tek başıma”..
2009 Şubatında mecburi yeniden savaşın ortasındayım ve bu sefer eskiye göre daha güçlü zırhlarım var, yüzümde ise kendini beğenmiş bir gülümseme künyeden sonra bana asker ocağının tek yadigarı..
Şimdi ozanın dediği gibi derviş olmak için acı çekmeli ve yine bu savaştan zaferle dönmeli..!
(Devamı gelecek..)
Yazan: Yaradan
Yaşayan: iga
Ankara 1983- İstanbul 2009


Akkaynak biyografini tarih yığınından çıkarıp duygusal ögelerle bezetmen hakikaten güzel olmuş… şu haki yeşili elbiseyi şanla, şerefle giydiğin tarihi bir daha gözden geçir derim 🙂