Acze Düşmek
Acze düşmek..
Yani insanın tüm benliği ile bir şeyi istemesine rağmen onu elde edememesi..
Vitrindeki bir elbiseyi alacak mali gücün olmaması bazen, bazen güzel bir dilberin sırtını sana çevirmesi, bazen de ne yaparsan yap ulaşamadığın bir refah düzeyi..
Acze düşmek diyince benim aklıma hep bunlar gelirdi
Küçükken mali gücümüz nedeniyle alınamayan parlak beyazlı spor ayakkabılarına,
Başkalarının beslenme çantalarına ,
Başkalarının hanelerine, hane içlerine özenmek ve elde edememek
Ya da baştan sona gösterişle donanmış, ipeksi bir teni elde edememenin verdiği o siyah, o zifiri, o kuytu duygu sağanağıydı acze düşmek..
Dün akşam elim defalarca telefona gitti, geldi
Gitti-geldi
Gitti, geldi..
Her gidiş gelişte mübarek gecede artık benim deliliğime alışık pencereden dışarı bağırdım ve içimden geldiği gibi ağladım..
Telefonu fırlattım, ağladım..
İşte acze düşmek buydu diyordu tanrı sanki bana..
Bu ne alınamayan spor ayakkabılardı
Ne elde edilemeyen bir kadın
Ne de ulaşılmayacak bir ev hayali..
Bu şimdi uzakta olan dostuma artık ulaşamayacağımı anladığım bir andı ve acze düşmek tam da buydu..
Acze düşmek ne demekmiş dün gece anladım ben, hem de tam 27 yaşımda!
Bir mezar soğukluğunda yatarken o, dün gece ilk defa bu kadar ihtiyacım varken konuşamadım onla
Telefona elim gözyaşlarıyla defalarca gitti geldi
Acze düşmek ne anladım
Ve gerçekten özlemek..
Üstelik dolapta şimdi o spor ayakkabıları, telefonda elde edilmiş kadın arşivi ve artık uzak olmayan ev hayali yanı başımda dururken..
Buymuş acze düşmek, anladım..
Seni özlerken, senle konuşmak için yanıp tutuşup elimden bir şey gelmediğinde
Ağlarken anladım çiğdem, ağlarken..
İga,
27.07.2010