Beril’e Mektup
İnsanoğlu bu demişler, insanoğlu! Kolayca mutlu olan bir varlık değil maalesef. Kendi toplumuzdan mıdır yoksa fıtratımızdan mıdır bilinmez, hep başkalarının bahçelerindedir gözümüz.. Başkalarının evlerinde, başkalarının koltuklarında, mutluluklarında, vücutlarında, çorbalarında..
Önümüzdeki çorbaya, tuttuğumuz sıcak ele, hastayken bize gülümseyen anneye ya da dostlarımızla geçirilen üç beş dakika hoş sohbete bakmayız. Gözümüz hep onun hayatındadır, o mutludur, o iyidir o tuttuğunu koparmış, o başarmıştır. Hayat bize hep zalimdir, hep kötüdür, hep kaybetmiş hep ezilmişizdir.
Kapitalist sistemin yansıması mıdır yoksa fıtratımızdan mıdır bilinmez, gözümüz hep sağımızda solumuzdadır. Önümüze bakma alışkanlığımız yoktur ve hep daha iyisi vardır anlayışı bizi hasta, bizi mutsuz eder bu büyük metropollerde.. Sevdiklerimize sevdiklerimizi söylemeyiz, içtiğimiz bir tas çorbaya şükretmeyiz, elimizi tutan o sıcak eli iter kakarız. Çünkü “hep daha iyisi” vardır ve “o” nun hayatı hep daha güzeldir.
Bunlar ancak kaybedilince anlanacak büyük nimetlerdir ama maalesef sistemden midir, toplumumuzdan mı, genlerimizden mi yoksa fıtratımızdan mıdır bilinmez, anlaşılmaz hayatın o uzun görülen aslında çok kısa olan soluk soluğa maratonunda..
Yine böyle düşünülen bir gecenin sabahında, herşeyden uzak kaldığım bir noktada yeğenime yazdığım bir mektup ilişti gözüme ve tüm yaşananlar düşünceler bir toz bulutu gibi dağıldı odamın içinde..
Bu mektubu ona benden bir nasihatlar dizisi ve yaşanmış gerçekler olarak yazmıştım. Öğrenmesini istediğim şeylerle doluydu..
Sanırım benim de bu yazdıklarımdan öğrenmem gerekenler var..
Belki sizin de
ve hatta baktığınız “o” nun da..
Sevgiler,
5 Aralık 2009
Borçka, Artvin
Benim güzel çocuğum,
Mektubunu geçen hafta aldım. Çok da mutlu oldum. Sineme vuran onca acı ve özlemin kekremsi tatları arasında kendime, geçmişime, nizamiye girişinde bıraktığım hayatıma dair bembeyaz günlerimi anlatıyordu küçük basit cümlelerinle yazdığın o güzel mektup..
Beril’im, bitanecik çocuğum,
Burada amcan zor bir sınavdan geçiyor ve sizin sayenizde bu zor sınavı da başarı ile tamamlamak üzere. Hayat bir sınavdır benim güzel çocuğum. Eğer önüne altın tepsi ile konulmadıysa her şey, hayatın hepsi kocaman büyük bir sınavdır. Doğarken başlar ve yaradan son nefesimizi alıncaya kadar devam eder. Önemli olan bu sınavdan geçmek değil, çabalamaktır. Önemli olan kısa yoldan meyveleri toplamak değil, onlar için kan, ter dökmektir. Kimsenin bahçesinde gözün olmasın, sen aklın sevgin ve emeğinle çok daha güzel meyveler yetiştirirsin ve lezzeti de sana bambaşka güzel gelir. O zaman adam, o zaman insan olursun benim minik prensesim!
Hayat zor bir sınav demiştim ya sana canım Beril’im..Burası da onun bir parçası. Burada her şey ile mücadele ederken sahip olduğumuz kutsal aile sıcaklığımız ve dayanışmamızın ne denli önemli olduğunu görüyorsun bitanem. Sen ailenin sıcaklığında yetişerek, aklın ve yüreğindeki sevgi sayesinde insanlığa büyük hizmetler yapacaksın. Hizmetler her zaman silahlarla olmaz, okumak ve insan olmak insancıklardan ayrılmak ve onları da insan yapmaya çalışmak başlı başına dünyaya büyük bir hizmettir.Bu sözlerimi belki küçücük yüreğin şimdi tam anlayamaz ama zaman geçtikte bunların haklılığını kendin görecek ve çok iyi bir insan olarak yetişeceksin prensesim.
Seni her zaman ve her koşulda çok seveceğimi ve son nefesime kadar yanında olacağımı asla unutma benim küçücüğüm,
Bu satırları yazarken sana sarılamamanın özlemiyle gözleri dolan sevgili amcan,
Gökhan
“Oğlak’a..”

mektubu gönderdiniz mi merak ettim açıkçası? dokunaklı olmuş oldukça…şahsımla oldukça alakasız olmasına rağmen benim gözlerimden yaşlar aktığına göre muhatabı vakti zamanı gelip mektubun içeriğini derinden özümseyeceği bir yaşta okuyunca nasıl bir ruh haline bürünür bilemedim ama kesinlikle sonunda canım amcammm diye sevgiyle sizi anacağı kesin…