Oncelikle sunu ifade etmek isterim ki, ben hic bir zaman evli insanlarin evlilik disi iliskileri nedeniyle gazetelerde ifsa edilmesine, suclu gibi gosterilmesine hatta daha ileri gidilerek islerinden guclerinden edilmelerini anlamamisimdir. Ben evli olsam ve esimi bir ya da bir cok kez baska bir kisiyle aldatmis olsam, benim burada yaptigim eylemin sonucu sadece esimi ilgilendiren bir konu olur. Esim ya bu durum karsisinda evliligimizi sonlandirabilir ya da beni affedip evliligimize devam karari alabilir. Bunun toplumu neden ilgilendirdigini, topluma karsi nasil etik olmayan bir davranista bulundugumu anlamis degilim. Evlilik, herkesin bildigi gibi iki taraf arasinda imzalanan bir sozlesmedir, ve esler evlendiginde esine sadik kalacagina dair bir taahhut verir. Eger bu taahhut taraflardan biri tarafindan ihlal edilmisse, bu her sozlesmede oldugu gibi ancak taraflari ilgilendiren bir sorun olur. Ornek verecek olursak, ben oyuncak ureten bir sirket olsam ve bu oyuncaklarin dagitimi icin bir baska sirketle sozlesme imzaladigimi varsayalim. Eger ben karsi tarafa sozlesmede taahhut ettigim urunleri belirtilen kalitede, zamanda teslim edemezsem ya da ayipli mal gonderirsem, bunun toplumu ilgilendiren tarafi neyse iste bana gore evlilik disi iliskilerin de toplumu ilgilendiren tarafi da odur. Maalesef burada buyuk is kurumlara ve kurumlari yonetenlere dusuyor. Kurumlar bu tip olaylar karsisinda eger 19.yy feodal kultur kalintilariya hareket eden cahil egitimsiz insanlarin etik degeriyle hareket ederek, bu olaylarda yillarca suren egitim ve kisisel gelisimle yetismis calisanlarini cezalandirma yoluna giderse aslinda bu olayda en buyuk menfaati saglayan santajcilarin onunu de acmis olmaktadir. Kisiler eger evlilik disi yasadiklari iliskilerle iliski yasadiklari kisilere konumlarini kullanarak calistiklari kurum veya toplum aleyine bir takim avantajlar saglamiyorsa, bu kisinin bu iliski nedeniyle afise edilmesi veya isinden edilmesi bana gore kabul edilebilir bir davranis degildir. Simdi kurumun itibari vs diyerek buna karsi cikanlarin sesini duyar gibi oluyorum, kurumlar ahlak zabitalari degildir ve az once ifade ettigim sebepten dolayi burada en fazla evli olunan ese karsi yapilmis etik olmayan bir davranis vardir ve bu ne toplumu, ne kurumu zerre kadar ilgilendirmez, ilgilendirmemelidir. Toplumun lokomotifi olan kurumlar, bu tip olaylarda cag disi kalmis egitimsiz insanlarin sahip oldugu ahlak degerlerine ya da onlari hic ilgilendirmemesi gereken konularda sanki onlara karsi bir sorumluluklari varmis gibi bir ahlak zabitasi gibi davranmasi kurumlarin artik mevcut is iliskisinden cikarak ozel hayatin gizliligi ve mahremiyetine de girmesi gibi son derece tehlikeli sonuclar verebilir.
Ote yandan yine burada evlilik kurumu hakkinda dusuncemi de ifade etmek isterim. Alman Filozof Arthur Schopenhaer Askin Metafizigi (metaphysics of love) adli eserinde, kadin ve erkegin cinsel durtulerine biyolojik acidan yaklasmis, evlilik denen kurumun erkegin dogasina uymadigi, toplum tarafindan uretilmis yapay (artificial) bir kurum oldugundan yozlasmaya mahkum oldugunu sonucuna ulasmistir. Schopenhaer’in belirtigi dusuncelere katilmakla birlikte, ben bir adim daha ileri giderek bu kurumun gelisen iletisim araclari ve teknoloji sonrasinda artik kadinlar/erkekler/escinseller icin de uygun olmadigini gorusundeyim. Bir kere biyolojik saikleri bir tarafa birakirsak, surekli dinamik olan insan evriminin ve hayatin icinde iki kisinin 30-40 yil boyunca birbirlerine karsi ayni romantik ve cinsel durtulere sahip olabilecegine inanmiyorum. Istisnalar olsa bile, evliliklerin bir cogu toplum baskisi, finansal nedenler veya alternatifsizlik nedeniyle devam ettigini dusunerek kurumun zamanla icinin bosaldigini ve anlamsiz bir sekilde cok anlam yuklenen bu kurumun yozlasmaya mahkum oldugunu dusunuyorum. Dolayisiyla zaten bana gore varligi tartismali olan bir kurumun ayakta tutulmasi icin kurumlarin bu evlilik kurumun kurallarini ihlal eden kisilere yonelik olarak aldigi tavri densiz, yersiz, cahilce ve hadsiz buluyorum.
Yukaridaki satirlari yazmami saglayan bir ay once Netflix’de izledigim ve yazisini tembelligimden ancak simdi bitirdigim 2806 Nolu. Oda adli belgesel..
Belgeselde donemin en guclu 10 insanindan biri olan IMF Baskani Dominique Strauss Khan (“DSK”), 14 Mayis 2011 tarihinde kalmis oldugu uluslararasi bir otelde housekeeper olarak gorev yapan bir temizlik gorevlisine odasini temizlige geldigi sirada rizasi disinda cinsel tacizde bulundugu iddiasiyla yargilanmis ve bunun sonucu olarak mahkemede taraflarin anlasmaya varmasi sonucu gizli tutulan bir tutari iddia sahibine odemeyi kabul edilmistir (Iddialara gore bu 1,5 milyon dolardir). Yine belgeselden anladigimiz kadariyla bu riza disi iliski 9 dakika surmus ve henuz ortada bir mahkeme karari olmamasina ragmen gelen baskilarla berarer DSK, IMF Baskani gorevinden istifa etmek zorunda kalmistir. DSK, bu iliskinin riza ile oldugunu iddia etmektedir.
Bir an icin seytanin avukatligini yaparak bu iliskinin riza icinde oldugunu varsayalim. Bu durumda bile DSK’nin yaptigi eylem akillara durgun verecek kadar risklidir. DSK, bu dokuz dakikalik kendi ifadesine gore olan riza icindeki cinsel iliskiye girerken evlidir, ustune ustluk o gun bulundugu konum itibariyla dunyanin en guclu 10 kisisinden biridir ve gelecekteki muhtemel Fransa cumhurbaskanidir. Az once ifade etmeye calistigim ve katilmadigimi ifade etmeye calistigim toplumun feodal ahlak kalitinilarindan olusmus ahlak kurallari cercevesinde, bu dokuz dakikalik iliskiye girdigi sirasinda taraflara gore kaybedecek seyi cok daha fazla olan kisi kendisidir. Iliski kurdugu kisiye gore profili yuksektir, mevcut toplum normlarina gore, olayda reputasyonel olarak riski olan taraftir ve bu iliski riza ile olmus olsa bile sonraki donemlerde santaja aciktir. Dolayisiyla bu tarz bir iliskiye tesebbus etmesi DSK icin kabul edilebilir uzerinde risk almasi demektir ki, zaten bu riski kariyeriyle ve daha sonra corap sokugu gibi gelen iddialarla mevcut evliliginin bitisi ile de odemistir.
Belgeselin ileriki bolumlerinde ise DSK’in fuhus yaptigi seks iscilerinin birinin roportajina yer verilmekte. Bu kisim, DSK’in pezevenklik ve fuhus amacli organizasyon kurma sucundan ABD’de karistigi olaydan sonra Fransa’da acilmis davanin sekanslari verilirken verilmektedir. Tabi bu sekansin oncesinde Fransa’dan bir cok ust duzey kadin polikataci ve gazetecilerin rizayla ya da degil DSK ile cinsel iliski kurdugu sekanslari varidr.
Seks iscisi DSK’nin kendisine yuklu bir ucret odedigini ve buna karsin kendisinin buna karsin kendisinden utanacagi seyler istedigini, bunu kabul etmedigini iliski sirasinda aglayarak belirtmeye calistigini ve fakat kendisinin devam ettigini soylemektedir. Fuhus, konusu komplike bir konudur ve bazi Avrupa ulkelerinde bu suc degil, kanunlarla duzenlenmis bir ticaret konusudur. Eger bir kisi kendi rizasiyla kendi bedenini belli bir sure karsiliginda kiraliyorsa bana gore burada suc teskil eden bir durum yoktur. Elbette kisinin buna zorlandigi, zorla fuhus yapmaya itildigi senaryolardan bahsetmiyorum ki bu insan kacakligi tanimina girer. Bu davada DSK beraat etmistir, kaldi ki DSK nin profilini, servetini dusundugumuzde seks icin boyle bir organizasyonu kurmasina ne kadar gerek oldugu malumdur. Belgeseldeki seks iscisinin ifadelerine gelirsek, burasi bence karmasiktir. Cunku seks cok komplike ve iki insan arasindaki bir konudur ve buradaki iletisim hele ki konu para karsiligi olunca bir dava konusu edilmesi karmasiktir. Insanin seks dunyasi hayalleriyle limitli bir fantezi dunyasinda kuruludur ve seks sirasinda insanlarin aglamasi bagirmasi hakaret etmesi her zaman bunu istemedikleri anlamina gelmez. Dolayisiyla cinsel iliski icerisinde hele de bu yuklu bir para karsiligi kurulan bir iliski ise burada fiziksel bir zarar yoksa, bunun ne kadar riza disi oldugunun ispati oldukca zordur. Nitekim DSK bu davadan beraat etmistir.
Buraya kadar yazdiklarimda okuyucular DSK’nin avukatligini yaptigimi hakli olarak dusunmus olabilirler. Halbuki benim kanaatim DSK seks duskunu bir adamdir ve ahlak anlayisi toplum normlarinin otesindedir. Eger DSK, iddia ediligi gibi otel odasinda bir kadina zorla tecavuz ettiyse bunun bedelini en agir sekilde odemesi dogaldir ve odemelidir. Ancak bir insanin esini aldatmasi, fuhus yapmasi kendi konumunu, servetini ve itibarini zedeleyecek bir konu degildir, cunku bu bana gore toplumu zerre ilgilendirmemelidir, ilgilendirmez.
Bu kadar laf kalabaligindan sonra belki de tum bunlarin ozeti DSK’nin bir roportajinda soyledigi su cumlelerden ibarettir:
“Ben normal bir Fransizin kendi hayatinda yaptigi seylerden fazlasini yapmadim. Ben kamu gorevlisi oldugum icin neden insanlar benden onlardan farkli davranmam gerektigini dusunuyorlar anlamiyorum!”
GA,
19 Aralik 2020- 19 Ocak 2021
