Alelacele koridordan geçerken bir an duraksayıp yüzüme baktı ve “Nasılsın?” diye sordu. O sıralar Schopenhauer okuyorum. Espri olsun diye “Sonu ölümle bitmesi mutlak hayatta ne kadar iyi olabilirsem o kadar iyiyim üstat” dedim. Kendini tanıyanların bildiği o meşhur kahkahasını attı ve “Bu kadar karamsar olma” dedi omzuma vurarak.
(…)
Hiçbir zaman iyimser bir insan olmadığımı itiraf ederim ama bazı insanların düşündüğü gibi karamsar olmaktan da keyif almıyorum. Doğar doğmaz karamsar olmadım muhtemelen, hayat okuduklarım ve yaşamın aldığı gidişat beni böyle yaptı belki de. Bilmiyorum. Dayak yiye yiye, bizi getirdikleri dünyada bir rahat nefesin, okullarda çalışarak ulaşacağımızı söyledikleri hedeflerin tıpkı ufuk çizgisi gibi üzerine doğru koştukça daha çok uzaklaştığını gördükçe hayattan ümidi kestim. Hayattan keyif almadığım sır değil. Bunu dismitik depresyondan acı çeken bir insanın hezeyanlarıyla değil, mantığıyla algılarıyla okuduklarıyla inceldiği verilerle hayatin gidişatını izleyen mantıklı bilincimle söylüyorum.
Hayata iyimser gözle bakan insanlara ne kadar saygım varsa toksik pozitiflik olarak tanımlanan sürekli iyi görünme çabasına da bir o kadar tiksinmem var. Devletin fiilen olmadığı Somali’de doğurganlık oranı 5.88 mesela. Hayat çok güzel. Türkiye’de göçmenlerin doğurganlık oranı ise 5.3. Evet hayat çok güzel. Son 40 yılda insanlar en temel ihtiyaçlarını karşılamak için köle gibi çalıştırılan en temel insanlık hakları elinden alınan robotlara dönüştürüldü. Evet Hayat çok güzel. Ucuz t-shirtler giymek için Bangladeşli çocuklar atölyelere sokuldu ve sokulmakta. Evet hayat çok güzel. Kralının duvarı önünde tekmili secde eden ülkede sırf daha çok para kazanmak için bugün bir Tayland’li genç adam daha kadın oldu fuhuş yapmak için. Evet dünya gerçekten çok güzel. Dünyadaki tüm varlıkların %80’ini dünya nüfusunun %10 u elinde tutuyor ve yobaz Marksistler Godot’u bekler gibi hala isçi devrimi bekliyor. Evet hayat gerçekten çok güzel. Gariban nüfus geometrik dizi ile buyuyor ve bunlara ne sağlık ne güvenlik ne eğitim yetiştirmek mümkün değil. Eline yüz dolar sıkıştırarak rahatlıkla militan yapacağınız yüz milyonlar geliyor. Evet hayat güzel. Çalışmayanlar is arıyor, çalışanlar için mobbing fazla mesai psikolojik şiddet artık mesainin doğal parçaları olmuş birçok az gelişmiş ülkede. Nadide’ler yine bir yanda can veriyor, kalanlar cesedine basarak ellerinde kahveleri ofislerine gidiyor. Evet hayat gerçekten çok güzel. Bir kıtayı yüzyıllarca somurup yarattıkları sermaye birikimine yaslanıp ahkam kesen bu yapılar, nedense çıkarlarına uyunca ses etmiyorlar demokrasiymiş sendikaymış kadın haklarıymış diye. Evet hayat çok güzel.
(…)
Ben bu dünyaya gelmiş olmakla dünya ne kazandı bilmiyorum ama ben bu dünyaya gelmeseydim dünya hiçbir şey kaybetmezdi.
Ben bu açık hava hapishanesindeki ömrümü günü gelince hepiniz gibi tamamlayacağım ve bu sefil dünyaya benim soyumdan birini getirip onu bu acıya boğmamak benim ona en büyük hediyem olacak. Benim hayat amacım budur ve bu kadar da basittir.
Bu halet-i ruhiye ile sizleri ve otuz dokuzuncu yaşımı sevgiyle selamlarım.
GA